Ahşap oyuncak sanatı, çocuklara güvenli, sağlıklı ve eğitici bir oyun ortamı sunarken; doğanın sunduğu malzemeleri ustalıkla şeki...
Bakırcılık ile kalaycılık meslekleri birbiriyle ilişkili mesleklerdir. Kalaycılık mesleğiyle uğraşan ustalara “kalaycı” denilmektedir. Kala...
Şanlıurfa’da bıçakçılık sanatını icra eden esnaf, Çadırcı Pazarı’nın kuzeybatı köşesinde yer alan “Bıçakçı Pazarı” denilen yerde faaliyetle...
Şanlıurfa’da “def” olarak bilinen vurmalı çalgı aleti, Anadolu’da “tef” olarak bilinmektedir.
Sümerce’den Farsça’ya geçen nây kelimesi, “kamış ve kargı” anlamına gelmektedir.
Geleneksel halk müziği icrasında kullanılan ve Anadolu’nun her yöresinde çalınan en eski çalgılardan biri olan bağlama (saz) yüzlerce yıllık bir geçmişe sahiptir.
Kalem işi, fresk sanatının Osmanlı mimarisinde bitkisel motif ağırlıklı kullanılmış bir şeklidir.
Ebru sanatı, özel hazırlanan kitreli su üzerine serpilen boyalarla oluşturulan desenlerin kâğıda aktarılmasıyla yapılan bezenmiş kâğıt ve bunu hazırlama sanatıdır.
Urfa’daki İslâmi dönem sanatları arasında önemli bir yeri olan Hat Sanatı’nın en eski örnekleri Harran Ulu Camii kalıntıları arasındaki bazı mimari elemanlar ve Harran eski mezarlığında kazılar sonucu ortaya çıkartılan mezar taşlarında görülmektedir.
Şanlıurfa’da uzun yıllardan beri tespih imalatı özenle yapılmaktadır. Tespihler, çeşitli maden ve malzemelerden yapılmakta ve kullanılan malzemenin cinsi ile anılmaktadır.
Neccar; kapı ve pencere yapan marangoz (dülger) anlamına gelir (Kademoğlu, 2002, s. 267). Evlerdeki ve Şanlıurfa Müzesi’ndeki kapı, pencere, dolap kanatlarına, sandık ve ayna gibi diğer ahşap eserlere bakıldığında ağaç oymacılığın Şanlıurfa’da çok eski ve parlak bir geçmişe sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Teneke ve bakır kova yanında, otomobillerin eski teker lastiklerinden yapılan kovalara Urfa’da “koka” denilmektedir.
Çömlekçilik sanatının Urfa’da neolitik çağın akeramik evresinden bu yana (MÖ 7000-5000) var olduğu yapılan arkeolojik kazılardan anlaşılmaktadır.
Taşçılık Urfa’nın en eski klasik el sanatıdır. Başlangıcı neolitik çağa kadar gider.
Güzelliğin ve gücün simgesi altın ve gümüş işlemeciliği sanatı, Şanlıurfa’nın en eski el sanatlarındandır.
Tenekecilik mesleği, Atar Pazarı’nın kuzey kesimi ile Hanönü Çarşısı arasındaki Tenekeci Pazarı’nda sürdürülmekteydi.
Ergenekon Destanı’na göre Türkler; Ergenekon’dan çıkmak için yol ararken bir demircinin tavsiyesi üzerine dağdaki demiri eriterek yol açarlar.
İnsanoğlunun bakırı bulması ve işlemesini öğrenmesi M.Ö. 5000-3000 tarihlerinde Kalkolitik Çağ denilen Bakır Çağı ile başlamıştır.
Şanlıurfa’da tarakçılık, 1975 yılına kadar Eski Arasa Hamamı ile Hoca Abdülvahit Camii arasında kalan çarşıdaki 20 kadar dükkânda icra edilirdi.