ŞANLIURFA KIRSALINDA HALK MİMARİSİ
Halk mimarisi, halkın kendisi için oluşturduğu nesnel yaşam çevresidir. Buna göre meskene yardımcı yapılarla (ambar, samanlık, ahır, kiler, tandır evi, serender vb.) köyün ortak kullanım alanları (köy odası, kahve, değirmen, çeşme, yol, köprü, tekke, türbe, mezarlık vb.) halk mimarisi içerisinde incelenmektedir (URL-1). Günümüzde ‘anonim mimari, vernaküler mimari’ olarak da adlandırılan halk mimarisi, inşa eden halkın ihtiyaçlarına göre şekillenip biçimlenen, toplumun ilişkilerini, yaşam tarzını, üretim ve tüketim biçimini, inanç ve gelenek-göreneklerini yansıtan mimari bir biçimdir. Halk mimarisinde yapılar genellikle yapı sahipleri ve yerel ustalarca, yörede bulunan malzemeyle, doğaya ve iklime uyumlu inşa edilmişlerdir. Toplumun ihtiyaçlarına cevap vermek üzere halk tarafından üretilen her türlü yapıyı ‘halk mimarisi’ adı altında toplamak mümkündür.
Cengiz Bektaş hem farklı ülkelerde hem de Türkiye’nin farklı bölgelerinde halk mimarisinin örneklerini incelemiş, yaptığı incelemeler neticesinde bu yapıların bazı ortak özelliklerinin olduğunu belirtmiştir. Bu özellikleri maddeler halinde sıralayacak olursak:
- Doğayla savaşmadan ona uyumlu olmaları, çevreye hep saygılı kalmaları,
- Yapıların birbirinin havasını, güneşini ve görüşünü kesmemesi,
- Açık-yarı kapalı-kapalı oylumlar dizgesi-sırası ile yöre ikliminin dört mevsiminin bütün özelliklerini sonuna dek yaşama olanağı sağlanması.
- İşlevin ön planda olmasıdır (Bektaş, 2001).
Halk mimarisinde, somut kültür miras olarak değerlendirilebilecek olan yapılar ve bu yapıları meydana getiren mekânlar, somut olmayan kültürel mirasın dinamizmi ile şekillenmekte ve düzenlenmektedir. Bu bağlamda mimarlıkta somut kültürel miras kadar somut olmayan kültürel mirasın da etkilerini görmek mümkündür (Akyıldız ve Olğun, 2020). “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi” UNESCO tarafından 2003 yılında kabul edilmiştir. Sözleşmenin 2. maddesinde “Somut olmayan kültürel miras, ‘toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekânlar’ olarak tanımlanmıştır. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu somut olmayan kültürel miras, toplulukların ve grupların çevreleriyle, doğayla ve tarihleriyle etkileşimlerine bağlı olarak sürekli biçimde yeniden yaratılır ve bu onlara kimlik ve devamlılık duygusu verir” (UNESCO, 2003) denilmektedir.
Bu çalışmada, halk mimarisini etkileyen faktörler ile somut olmayan kültürel mirasın mekâna yansımaları (somutlaşan öğeleri) bağlamında Şanlıurfa kırsalı ele alınmıştır. Tarihi kent merkezi kadar geçmişte kırsal yerleşim alanları ile de dikkat çeken Şanlıurfa’da, günümüze kadar yapılan çalışmalar genellikle kent merkezinde yoğunlaşmış olup birçok geleneksel kırsal yerleşim belgelenemeden yok olmuştur. Somut olmayan kültürel miras ile bu mirasın şekillendirdiği halk mimarisi bağlamında zengin öğeler barındıran Şanlıurfa kırsalında halen mevcut olan değerlerin tespit edilerek belgelenmesi bu anlamda önem taşımaktadır.
ŞANLIURFA KIRSALINDA HALK MİMARİSİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Bu bölümde, Şanlıurfa kırsalında yer alan halk mimarisinin biçimlenişinde etkili olan faktörler incelenmiştir. Şanlıurfa kırsalında halk mimarisini ve halk mimarisinde mekân organizasyonunu etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bu faktörler; çevresel etkenler, sosyo-kültürel etkenler, ekonomik etkenler ve tarihi etkenler olmak üzere dört başlık altında incelenmiştir (Tablo 1).
| Etkenler | Mekâna Yansıması
| | |
| Çevresel Etkenler | İklim | *Açık-yarı açık mekân üretimi: Avlu ve bahçe *Yapıların yönelimi *Yapıda bırakılan açıklıkların oranı *Çatı biçimi
| Topoğrafya | *Yerleşim Düzeni
| Doğal Kaynaklar | *Yerleşim Düzeni (Toplu ya da dağınık yerleşme) *Yapı malzemesi
| Sosyo-Kültürel Etkenler | Gelenek-görenekler | *Yapı türü: Misafirperverliğin mekâna yansıması olarak köy odaları *Yapıların plan düzeni
| Dini İnanışlar | *İbadet Mekânı: Kilise, Cami, vs.
| Ekonomik Etkenler | Gelir Düzeyi | Yapıların büyüklüğü ve biçimsel özellikleri
| Temel Ekonomik Geçim Kaynağı | *Hayvancılık: Ahır hayvan türüne göre kümes *Tarım: Ev-Depolama Alanları, Ortak Mekânlar-Değirmenler
| Tarihi Etkenler | *Saldırı tehlikesinin olduğu yerleşimlerde savunma amaçlı inşa edilmiş kaleler
Tablo 1. Şanlıurfa kırsalında halk mimarisini etkileyen faktörler
ÇEVRESEL ETKENLER
İklim, topoğrafya ve doğal kaynaklar gibi bir yörenin sahip olduğu coğrafi özellikler, halk mimarisinde yerleşim düzeni ve mekân organizasyonunu etkileyen başlıca çevresel faktörlerdendir.
İklim; yerleşmelerde mekân organizasyonu, yapıların yönelimi, yapılarda bırakılan açıklıklar, duvar kalınlıkları, çatı biçimi vs. birçok yönden mimariyi etkilemiştir. Sıcak ve kurak bir iklime sahip olan Şanlıurfa’da, yapılar genellikle zamanın büyük bir bölümünün geçtiği bir avlu ya da bahçe etrafında şekillenmiştir. Yığma yapım tekniğinin izin verdiği ölçüde yapılarda geniş açıklıklar bırakılmıştır. Yapıların üstü genellikle ahşap mertekli, toprak örtülü düz teras çatılar ile örtülmüştür. Düz çatılar, sıcak hava akışını kolaylaştırarak iç mekanlarda daha serin bir ortam yaratmıştır.
Topoğrafya yani arazi yapısı (arazinin düz ya da eğimli olması), geleneksel kırsal mimaride yapıların yerleşimi ve tasarımlarını etkileyen bir diğer faktördür. Şanlıurfa kırsalında bulunan geleneksel kırsal yerleşmelerde topoğrafya en iyi biçimde kullanılmıştır. Yapılar birbirinin güneşini, havasını ve manzarasını kesmeyecek şekilde tasarlanmıştır.
Bölgenin sahip olduğu doğal kaynaklar da halk mimarisinde yerleşim düzenini ve yapı malzemesini etkilemiştir. Suyun temininin zor olduğu ve alt yapı sisteminin bulunmadığı yerleşmelerde yapılar birbirine yakın inşa edilmiştir. Şanlıurfa kırsalında bulunan geleneksel kırsal yerleşmelerin büyük bölümünün toplu yerleşme özelliği gösterdiğini söylemek mümkündür. Şanlıurfa kırsalı incelendiğinde, dağlık alanlarda ana yapı malzemesi olarak taş malzemenin kullanıldığı, ovalarda ise taş malzemenin temini zor olduğundan dolayı ana yapı malzemesi olarak toprak (kerpiç) malzemenin kullanıldığı görülmektedir. Yörede bol bulunan geleneksel malzemenin kullanımı hem ekonomik olmasından hem de malzemenin iklim şartlarına uygunluğundan kaynaklanmıştır.
SOSYO-KÜLTÜREL ETKENLER
Halk mimarisinde mimari yapının şekillenmesinde, fiziki çevrenin yanı sıra sosyal çevre ve kültürel yapının da etkisi büyüktür. Toplumsal yapı/ aile yapısı (aile yapısının büyüklüğü, yaşam biçimi, sosyal yaşantısı), gelenek-görenekler, inançlar, vb. halk mimarisini biçimlendiren ve iç-dış mekân organizasyonunu etkileyen sosyo-kültürel faktörlerdir. Geçmişte Şanlıurfa kent merkezinde olduğu gibi kırsal alanlarda geniş aile yapısı görülmektedir. Geniş aile; sadece ebeveynler ve çocuklardan değil, aynı zamanda büyükanne, büyükbaba, amca, teyze, hala, dayı gibi akrabaların ya da evlenen çocukların da aile ile bir arada yaşadığı bir yapıdır. Bu yaşantı biçimi yapıların mimarisini de etkilemiştir. Örneğin Harran İlçesinde bulunan kubbeli evler incelendiğinde, aralarında bulunan kemerli geçişlerle birimlerin birbirine bağlandığı görülmektedir. Aile yapısının büyüklüğü bu kubbeli birimlerin sayısını etkilemektedir. İhtiyaçlar doğrultusunda bu yapı kompleksine yeni birimler eklenmektedir.
Yerel halkın belirgin özelliklerinden olan misafirperverliğinin mekâna yansıması olarak ‘köy odaları’nı örnek vermek mümkündür. Anadolu’nun pek çok yerinde bulunan ancak terk edilmeye başlanmış olan köy odaları, halkın yardımsever, paylaşımcı özelliğini ve bu değerlerin sanatla birleşerek mimariye yansımasını insanlığa sunan kültürel yapılardır.
Halkın ortak kullanım mekanlarından olan kilise, cami, vb. ibadet mekânları da halkın inançları doğrultusunda biçimlenerek inşa edilmiş olan mimari yapılardır.
EKONOMİK ETKENLER
Yerel halkın gelir düzeyi, ekonomik geçim kaynakları, ulaşım ve ticaret olanakları Şanlıurfa kırsalında halk mimarisinde yerleşim düzeni ve mekân organizasyonunu etkileyen başlıca ekonomik faktörlerdendir.
Kırsal yerleşmelerde gelir düzeyi; malzeme seçimi, yapıların boyut ve tasarımı ile yapıların estetiği ve dış görünümü konusunda mimariyi etkilemiştir. Düşük gelir düzeyine sahip topluluklar, yerel ve ulaşılması kolay malzemeleri tercih etmişler, daha küçük, basit, süsleme yönünden sade ve işlevselliği ön planda yapılar inşa etmişlerdir. Gelir düzeyi yüksek topluluklar ise daha çeşitli ve kaliteli malzemeler temin edebilmişler, kişisel zevkleri doğrultusunda daha işçilikli, süslemeli, daha büyük ve karmaşık yapılar inşa etmişlerdir.
Geleneksel kırsal yaşamda temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Temel ekonomik faaliyetler yerleşmelerde mekân organizasyonunu da etkilemiş, tarımın mekâna yansıması olarak ‘depolama alanları’, hayvancılığın mekâna yansıması olarak da ‘ahırlar’ konut yapılarında hizmet birimleri olarak ön plana çıkmıştır.
Günümüzde fıstık yetiştiriciliğinin de yoğun olduğu Şanlıurfa’da, geçmişte arpa, buğday, mercimek, vs. yoğun olarak yetiştirilen tarım ürünleri olmuştur. Yörede bolca yetiştiği için ekmek yapımında kullanılan buğdayların una dönüşümünde ‘değirmen yapıları’ ön plana çıkmıştır.
TARİHİ ETKENLER
Şanlıurfa ili, antik çağlardan günümüze farklı kültür ve uygarlıklar için yerleşim alanı olmuştur. Bu süreçte her uygarlık hem mekânsal hem de sosyo-ekonomik bakımdan kendinden sonra gelen topluluğun kültürünü etkilemiştir.
Tarihi etkenler, yerleşimin oluşum sürecinde olduğu gibi sonraki süreçlerde de mimari doku üzerinde etkili olmuştur. Şanlıurfa’da, yapılan arkeolojik araştırmalar neticesinde birçok kırsal dokuda yerleşimlerin savaş ve işgaller neticesinde yakılıp yıkılarak tahrip edildiği bilinmektedir. Bu sebeple saldırılara açık olan bazı yerleşimlerde (Karahisar Yerleşimi, Çimdin Kale, Soğmatar Antik Kenti, vb.) saldırılara karşı önlem olarak kale, sur gibi savunma yapıları inşa edilmiştir.
ŞANLIURFA KIRSALINDA HALK MİMARİSİ
MALZEME VE YAPIM TEKNİĞİ
Şanlıurfa kırsalında malzeme olarak, dağlık/kayalık alanlarda taş malzeme, ovalarda ise toprak malzeme kullanımı yaygındır. Taş malzeme olarak genellikle, yöresel malzeme olan, yumuşak ve işlemeye elverişli kireç taşı kullanılmıştır. Taş ocaklarından çıkarılan taşlar (Fotoğraf 1), ocaktan çıktığında yumuşak olup (yumuşak olması işlemeye elverişli olmasını sağlamıştır) hava ile temasında sertleşerek dayanıklılık kazanmaktadır.

1) Soğmatar Antik Kenti’nde bulunan bir taş ocağı (Çiftçi, 2022).

2) Soğmatar Antik Kenti’nde moloz taşla inşa edilmiş geleneksel bir yapı (Çiftçi, 2022).

3) Germuş Köyü’nde düzgün kesme taşla inşa edilmiş geleneksel bir yapı (Çiftçi, 2020).
Geçmişte Şanlıurfa kırsalında taş malzeme ile inşa edilen evlerde genellikle moloz taş kullanılmış, alt sıra duvarlarda ve köşe birleşim noktalarında düzgün kesme taşlar kullanılmıştır (Fotoğraf 2). Cami, kilise gibi ortak kullanım mekânları ve gelir düzeyi yüksek kişiler tarafından inşa edilen evler ise genellikle düzgün kesme taşlarla inşa edilmiştir (Fotoğraf 3).
Şanlıurfa kırsalında (özellikle ovalarda) yaygın olarak kullanılan bir diğer yapı malzemesi kerpiçtir. Kerpiç, Urfa taşında olduğu gibi yazın serin, kışın ise sıcak tutma özelliğine sahip, dayanıklı ve doğal bir malzemedir. Toprak, su, arpa sapı ve saman gibi organik malzemelerin karıştırılıp sıkıca yoğrulup kalıplara dökülerek kurutulmasıyla elde edilen bir yapı malzemesidir (Fotoğraf 4-5). Toprak ve saman önceden belirli oranlarda karıştırılır. Ardından bu karışıma su eklenir ve karışım homojen bir kıvama gelene kadar yoğrulur. Yoğrulma işlemi, karışımın tüm bileşenlerinin birbirine iyice karışmasını sağlar, böylece kerpiç tuğlasının dayanıklılığı artar. Yoğrulan kerpiç karışımı, genellikle ahşap kalıplara dökülür. Kerpiç tuğlaları kalıplara döküldükten sonra, açık havada kurutulmaya bırakılır. Kuruma süresi, hava koşullarına bağlı olarak değişebilir; ideal olarak, tuğlalar birkaç gün boyunca güneş altında kurutulur. Bu süreç, kerpiç tuğlaların sertleşmesini ve dayanıklı hale gelmesini sağlar.

4) Baraj gölü yapımı sebebiyle günümüzde su altında kalmış olan Lidar Höyükte üst üste dizilerek kümelenmiş kerpiç bloklar (Schnuchel, 1983).

5) Aşağıderen Köyü’nde bulunan güneşte kurutulmuş kerpiç bloklar (Çiftçi, 2022).

6) Harran kırsalında yığma yapım tekniğinde kerpiç duvar örümü (İzzet Aran arşivi).

7) Lidar Höyükte yöre halkı tarafından yığma yapım tekniğinde inşa edilen geleneksel bir yapı (Schnuchel, 1983).
Halk mimarisinde yapılar genellikle ev sahipleri ve yerel ustalar tarafından yığma yapım tekniğinde inşa edilmişlerdir (Fotoğraf 6-7). Kırsal alanlarda geçmişte yoğun olarak bulunan yapı ustaları, mimari eserlerin temelini oluşturan ‘yerel mimarlık bilgisi’nin taşıyıcısı, aktarıcısı ve uygulayıcısıdırlar. Bu bilginin kuşaklar arasındaki aktarımı, söze ve uygulamaya dayalı olarak yıllarca usta-çırak ilişkisi içerisinde gerçekleşmiştir. Ancak günümüzde betonarme yapıların yaygınlaşması sebebiyle ustaların ve bu geleneğin devamlılığının yok denecek kadar azaldığını söylemek mümkündür.
Kerpiç ya da taş malzeme ile inşa edilen yapıların üzeri genellikle kerpiç yapılarda ahşap merteklerle (Fotoğraf 8), taş yapılarda ise ahşap mertekler ya da tonozlarla örtülerek (Fotoğraf 9) üzerleri toprakla kaplanmıştır. Zamanla teknolojinin gelişmesiyle, özellikle kış aylarında çatıdan yağmur suyunu uzaklaştırmak amacıyla yapılan loğlama işi gibi bakım-onarım zorluğu sebebiyle toprak örtüler yerine çatılar şapla örtülmüştür (Fotoğraf 10-11). Yörede ‘dam’ olarak isimlendirilen ve üzeri kullanılabilen düz teras çatılarda salça, sebze kurutma, vb. işler yapılmaktadır (Fotoğraf 10-11). Üzeri kullanılabilen düz teras çatılar, aynı zamanda fonksiyonel ve sosyal bir alan olarak da kullanılmıştır. Özellikle sıcak yaz akşamlarında, Urfa’nın geleneksel yaşam biçiminde, aileler ve komşular bu çatılarda bir araya gelmişlerdir.

8) Kısas Köyü’nde kerpiç malzeme ile inşa edilmiş ahşap merteklerle örtülü geleneksel bir yapı (İzzet Aran).

9) Üzerinde biber ve salça kurutulan günümüzde şapla örtülü olan düz teras çatılı bir taş yapı/ Soğmatar Antik Kenti (Çiftçi, 2024).
Kerpiç malzeme ile inşa edilmiş olan yapılar genellikle tek katlı, yöre taşı ile inşa edilen yapılar ise tek ya da iki katlı olarak inşa edilmişlerdir.

10) Damda kurutulan salça/ Soğmatar Antik Kenti (Çiftçi, 2024).
Harran ve Suruç İlçelerinde kerpiç bloklardan inşa edilmiş kümbet evler, yapım tekniği ve biçimsel özellikler olarak diğer geleneksel yapılardan farklılaşarak özelleşmiştir (Fotoğraf 12). Yükseltilmiş kubbeleri ile tanınan bu yapılar, bölgenin sıcak iklimine karşı doğal bir çözüm olarak geliştirilmiştir. Evlerde iklimin etkisiyle, kubbeli birimler bir avlu etrafında tasarlanmış, odalarda çatı bölgesinin üst noktasında bırakılan açıklık ile yapı içerisinde hava sirkülasyonu sağlanması amaçlanmıştır.
ŞANLIURFA KIRSALINDA HALK MİMARİSİ ÖĞELERİ VE SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASIN MEKÂNSAL ETKİLERİ
Şanlıurfa kırsalında bulunan halk mimarisi öğeleri, evler ve ortak mekânlar olmak üzere iki başlık altında incelenmiştir.
Evler:
Şanlıurfa kırsalında bulunan geleneksel konut yapıları, genellikle bir avlu ve/veya bahçe etrafında şekillenmiş, yaşama ve hizmet birimlerinden oluşmaktadır (Fotoğraf 13).
Avlu/Bahçe:
Sıcak iklim bölgesinde bulunan Şanlıurfa’da, kırsal alanda inşa edilen geleneksel evler genellikle bir avlu ve/veya bahçe ile ilişkili olarak tasarlanmıştır (Şekil 1). Günlük yaşamda zamanın büyük bir bölümünün geçtiği bu mekânlarda, çeşitli tarımsal faaliyetler, sosyal etkinlikler ve günlük işlerin birçoğu gerçekleştirilmiştir (Fotoğraf 14-15). Yapının çevrelemediği avlu ve bahçeler, genellikle duvar ya da çitlerle çevrilerek sokaklardan sınırlandırılmışlardır.

11) Germuş Köyü’nde döşeme örtüsünün bir bölümü yıkılmış, zemin katı tonoz, üst katı ahşap merteklerle örtülü geleneksel bir taş yapı (Çiftçi, 2020).

12) 20. yy. başlarında Harran da geleneksel mimari
(Mustafa Akgül Arşivi).

Şekil 1 Germuş (Dağeteği) köyünde avlu etrafında inşa edilmiş bir geleneksel konut yapısı (Çiftçi, 2021).

13) Lidar Höyükte bulunan ve günümüzde su altında kalmış bir geleneksel konut yapısı (Schnuchel, 1986).

14) Lidar Höyükte bulunan bir evin avlusunda yapılan gündelik işler (Schnuchel, 1986).

15) Harran ilçesinde bir evin avlusunda yapılan gündelik işler (Salih İlhan arşivi).

16) Lidar Höyükte bahçesi bulunan geleneksel kerpiç bir ev (Schnuchel, 1981).
Avlu içerisinde ya da köy evlerinin çevresinde bulunan ve ailenin günlük sebze-meyve ihtiyacını karşılayan bahçeler; geçmişte kuyular, yerel su kaynakları ve sarnıçlarda biriktirilen yağmur suları ile sulanmıştır (Şekil 1, Fotoğraf 16). Bahçelerde toprağın verimliliğini artırmak amacıyla yetiştirilen hayvanların gübresi kullanılmıştır. Domates, patlıcan, biber ve marul gibi sebzelerin yanı sıra üzüm, incir gibi meyveler yetiştirilmiştir.
Şanlıurfa kırsalında neredeyse her yapıda, avlu ya da bahçe içerisinde tahtlar bulunmaktadır. Özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olan tahtlarda uyuma geleneği, kırsal yaşam tarzının bir parçası olarak uzun bir geçmişe sahip olan bir uygulamadır. Yerden yüksekte oldukları için hem serinlik hem de böcekler ve diğer zararlı canlılardan korunmayı sağlayan tahtlar, birçok kırsal yerleşmede yapıların yanında dikkat çeken öğelerdir. Şanlıurfa kırsalında, ahşap ve demirden yapılmış taht örneklerine rastlamak mümkündür (Fotoğraf 17-18). Demirden yapılmış olan tahtlar, toplumda mavi rengin akrepleri uzak tuttuğuna dair olan yaygın inanıştan dolayı genellikle mavi renkte boyanmıştır (Fotoğraf 17-18). Sadece tahtların değil, kapı ve pencerelerin de bu sebeple geçmişte genellikle maviye boyandığı bilinmektedir. Mavi rengin yaygınlığına karşın yeşil renkte boyanmış tahtlara da rastlamak mümkündür. Günümüzde yaşam şeklinin değişimiyle birlikte tahtlarda uyuma geleneğinin de gittikçe azaldığını söylemek mümkündür.

17) Lidar Höyükte bulunan bir evin avlusunda bulunan taht (Schnuchel, 1982).

18) Soğmatar Antik Kenti’nde bir evin bahçesinde bulunan taht (Çiftçi, 2022).
Sekiler:
Sekiler, köylerde evin etrafını çevreleyen, yerden yükseltilmiş ve genellikle şap ile kaplanmış yüzeylerdir. Sekiler genellikle, sınırları belirlenen alanda, dış sınırlarının taş sıralarının harçla üst üste dizilmesi, içinin taş parçaları ile doldurularak üzerinin düzlenmesi ve şapla kaplanması ile oluşturulurlar. Genellikle evin doğu, batı ve giriş cephelerinde bulunan sekiler, özellikle sabah ile ikindi saatlerinde oturulan platformlardır. Bazılarının üzeri tamamen açık olup (Fotoğraf 19) bazılarının üzeri ise gölgelik alan elde etmek amacıyla kapatılarak yarı açık alana dönüştürülmüştür (Fotoğraf 20).

19) Eyyübiye İlçesi’nde bulunan Soğmatar Antik Kenti’nde önünde seki bulunan bir ev (Çiftçi, 2022).

20) Bozova İlçesi’nde bulunan Türkmenören yerleşiminde önünde seki bulunan bir ev (Çiftçi, 2023).

21) Kısas köyünde kerpiç malzeme inşa edilmiş bir evin yaşama birimi (Fotoğraf: İzzet Aran).
Yaşama Birimleri:
Geleneksel yapılarda yaşama birimleri olan odalar, oturma, yemek yeme, dinlenme, uyuma gibi birçok eylemin gerçekleştiği alanlardır. Kilim, halı ve yastıklar ile döşenen bu odalar, ailenin bir arada vakit geçirerek sosyal etkileşimde bulunduğu ve misafirlerini ağırladıkları mekânlardır (Fotoğraf 21-22).

22) Germuş köyünde yöre taşı ile inşa edilmiş bir evin yaşama birimi (Çiftçi, 2020).
Halk mimarisinde, ahşap mertekli çatılarda kullanılan ağaçlar belirli bir açıklığı geçebildiği için odalar genellikle dikdörtgen planlıdır. Nişler, geleneksel yapılarda odalara hareketlik katan mimari öğelerdir. Yatma eylemi de bu odalarda gerçekleştiği için duvarda açıklık bırakılabilmesine olanak sağlayan taş yapılarda, yatakları koymak için duvarlarda (yörede ‘taka’ olarak da isimlendirilen) yatak nişleri bulunmakta ve bu nişler genellikle perde ile kapatılmaktadır (Fotoğraf 22). Geleneksel köy evlerinde, özellikle soğuk mevsimlerde yemekler bu odalarda ve yer sofrası etrafında yenilmektedir.
Hizmet Birimleri/Ahırlar, depolama alanları, tandırlar, vs.):
Kırsalda temel ekonomik geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayandığından ahır ve depolama alanları da halk mimarisinde mekân organizasyonunda önemli bir yer tutmuştur. Şanlıurfa kırsalında ahırlar ve depolama alanları, genellikle geleneksel yapı malzemesi olan taş ya da kerpiç malzeme ile inşa edilmişlerdir.
Kırsal alanlarda, temel ekonomik geçim kaynağının mekâna yansımasının örneklerinden biri olan ahırlar, Şanlıurfa kırsalında genellikle tek katlı olarak inşa edilmişlerdir. Ahır tasarımları, hayvanların ihtiyaçlarına göre şekillenmiş olmakla birlikte genellikle dikdörtgen planlıdır (Fotoğraf 23). Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların barınması için inşa edilen ahırların zemini saman ve kuru otla kaplanmıştır. Kış aylarında hayvanların sağılması ve bakımı da ahırlarda yapılmıştır. Hayvanların bakımı ve ahırların temizliği, kırsal yaşamda günlük işlerin önemli bir parçası olmuştur. Yörede ‘tezek’ olarak adlandırılan hayvan gübreleri, uzun yıllar boyunca köy halkı tarafından ısınmada ve ocakta ekmek/yemek yapımında yakacak olarak kullanılmıştır.

23) Şanlıurfa kırsalında bulunan ahırlardan bir örnek/Soğmatar Antik Şehri (Çiftçi, 2022).
Depolama alanları (ambarlar, samanlıklar), kırsal alanlarda temel ekonomik geçim kaynağının mekâna yansımasının örneklerinden bir diğeridir (Fotoğraf 24). Şanlıurfa kırsalında depolama alanları, saman yığınlarının depolanmasına uygun şekilde, genellikle geniş ve yüksek tavanlı olarak inşa edilmişlerdir. Depolanacak malzemenin giriş-çıkışını kolaylaştırmak amacıyla kapıları genellikle geniş olan bu yapılar, eve yakın konumlandırılmışlardır. Hasat sonrası elde edilen ürünün kışın depolanmasında kullanılan bu yapılar, sadece tarım ürünlerinin depolandığı bir alan değil, tarımsal aletlerin ve ekipmanların da saklandığı yer olmuştur. Özellikle hasat zamanlarında yoğun olarak kullanılmaktadırlar. Bazı yapılarda ahır ve depolama alanı tek mekân olarak çözülmüştür.

24) Germuş Köyü’nde bulunan geleneksel bir yapıdaki depolama alanı (Çiftçi, 2020).
Tandırlar, köy yaşamında sıklıkla kullanılan bir diğer hizmet mekânlarıdır. Ekmek pişirme, yemek hazırlama gibi gündelik işlerin yapıldığı bu mekânlarda, köydeki kadınlar toplanıp sohbet ettikleri için sosyalleşme mekânı olarak da kullanıldığını söylemek mümkündür. Yöre malzemesi ile inşa edilmiş kapalı tandır yapıları bulunmakla birlikte (Fotoğraf 25) bazen yarı açık ve açık alan olarak da düzenlenmişlerdir. Tandırlar, köylerdeki günlük yaşamın, kültürün ve toplumsal ilişkilerin merkezinde yer alır. Geleneksel yemek pişirme yöntemlerinin sürdürüldüğü bu alanlar, köy yaşamının vazgeçilmez bir parçasıdır.

25) Soğmatar Antik Kenti’nde tandırda sac ekmeği yapan kadınlar (Çiftçi, 2020).
Geçmişte Şanlıurfa kırsalında bulunan köylerdeki tuvaletler ise çoğunlukla hijyen sebebiyle bağımsız bir yapı olarak evin dışında ve taş ya da kerpiç malzemeden inşa edilmiştir (Fotoğraf 26).

26) Harran İlçesi’ne bağlı Andaç (Hora) Köyü’nde evin dışında tasarlanmış ve kerpiçten inşa edilmiş bir tuvalet (Çiftçi, 2022).
Ortak Mekânlar:
Köyde genellikle köydeki yolların kesişim noktasında bulunan köy meydanları, halkın inançları doğrultusunda inşa edilmiş olan ibadet mekanları, sağlık ocakları, eğitim yapıları, Şanlıurfa kırsalında genellikle köyün ileri gelenleri tarafından inşa edilmiş olan köy odaları, kahveler, değirmenler, çeşmeler, kuyu ve sarnıçlar, halkın inanç ve gelenekleri doğrultusunda inşa etmiş oldukları mezarlık alanlar köyde bulunan ortak kullanım mekânlarıdır.
Köy Meydanı:
Halk mimarisinde köy meydanı, köy yaşamının merkezi olan ve çeşitli ticari, sosyal ve kültürel faaliyetlerin gerçekleştiği, halkın bir araya geldiği alanlardır.
Genellikle köylerdeki yolların kesişim noktasında bulunan köy meydanları, köy halkı tarafından farklı işlevlerde kullanılmıştır. Hasat zamanında, bahçesinde saman koymak için yeri olmayanlar bu meydanlarda boşluklar açarak arpa ve buğdaylarını koymuşlardır (Fotoğraf 27). Ortak kullanılan curunlar, taş değirmenler, vs. köy meydanına konulmuş, imece usulü yapılan işler çoğunlukla bu meydanlarda yapılmıştır (Fotoğraf 27-28-29). Çocuklar köy meydanında bir araya gelerek çelik-çubuk, kozakırık, vb. oyunlar oynamaktadırlar.
Yerleşim ölçeğine göre kimi köylerde birden fazla köy meydanı da bulunabilmektedir.

27) Köy meydanı / Lidar Höyük (Schnuchel, 1983)

28) Harran İlçesi’nde köy meydanında imece usulü yapılan işlerden örnek (Salih İlhan arşivi)

29) Köy meydanında bulunan curun ve imece usulü çalışan insanlar (İzzet Aran arşivi)
İbadet Mekânları:
Yerel halkın inancı doğrultusunda inşa edilmiş olan kilise, cami, cem evi, mescit, vb. ibadet yapıları kırsal alanda bulunan ortak kullanım mekânlarındandır.
Şanlıurfa kırsalında ibadet yapısı olarak genellikle cami ve kiliseler inşa edilmiştir (Fotoğraf 30-31). Şanlıurfa kırsalında bulunan kilise sayısı, cami sayısına oranla çok az olmakla birlikte günümüzde kullanıcısını kaybetmiş ve bakımsızlık/terk dolayısıyla büyük bölümü tahrip olmuştur. Kiliselerin bulunduğu kırsal yerleşimlere sonrasında cami yapısı da inşa edilmiştir. Geleneksel Camiler yapı malzemesi olarak genellikle yöre taşıyla ve sade olarak inşa edilmişlerdir (Fotoğraf 31).

30) Haliliye İlçesi Germuş Köyü’nde bulunan Germuş Kilisesi (Çiftçi, 2023)

31) Bozova İlçesi Yaylak Mahallesi’nde bulunan Yaylak Cami (Çiftçi, 2022)
Geçmiş zamanlarda her köyde cami bulunmadığından dolayı cuma günleri erkekler caminin bulunduğu yakın köylere cuma namazına gider, namaz sonrası köy halkı tarafından öğlen yemeği için misafir edilirlerdi. Ancak günümüzde neredeyse her köyde cami yapısı bulunduğundan dolayı bu geleneğin de yok olduğunu söylemek mümkündür.
Eğitim Yapıları:
Türkiye’de nüfusun büyük bölümünün kırsalda yaşadığı Cumhuriyetin ilk yıllarında kırsal halkın eğitim seviyesini yükseltmek, okuryazarlığı artırmak ve köylülerin sosyal kalkınmasını sağlamak amacıyla nüfusu fazla olan köylerde köy okulları kurulmuştur. Şanlıurfa kırsalında geçmişte köy okulları yöre taşı ya da kerpiç malzeme ile inşa edilmiştir (Fotoğraf 32-33). Geçmişte olduğu gibi günümüzde de Şanlıurfa kırsalında her köyde okul bulunmayıp taşımalı eğitim ile yakın köylerde bulunan okullarda eğitim verilmeye devam edilmektedir.

32) Kerpiç malzeme ile inşa edilmiş Kısas Ortaokulu (İzzet Aran arşivi).

33) Şanlıurfa kırsalında moloz taş ile inşa edilmiş bir okul yapısı (İzzet Aran arşivi).
Sağlık Ocakları:
Köylerde bulunan sağlık ocakları, kırsal alanlarda yaşayan halkın sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla kurulmuş olan sağlık merkezleridir. Cumhuriyet’in ilanından sonra, özellikle 1950’lerden itibaren, Türkiye’nin kırsal bölgelerinde sağlık hizmetlerinin erişilebilirliğini artırmak için sağlık ocakları kurulmaya başlanmıştır. Bu dönemde, özellikle köy sağlığı konusunda halkın bilinçlenmesi sağlanmış, hijyen ve aşılamalar gibi temel sağlık hizmetleri geniş kitlelere ulaştırılmıştır. Şanlıurfa kırsalında bulunan sağlık ocakları da diğer yapılarda olduğu gibi geçmişte yöre taşı ya da kerpiç malzemeden inşa edilmiştir (Fotoğraf 34). Şanlıurfa kırsalında geçmişte olduğu gibi günümüzde de genellikle nüfusu fazla olan köylerde sağlık ocağı bulunmakta olup her köyde sağlık ocağı bulunmamaktadır.
| Tescil Adı | İlçesi ve Mahallesi | Tescil Tarihi ve Grubu
| Konut/ Humeydel Umar Evi | Harran İlçesi/ Minare Mahallesi | 20.04.2017 (II. Grup Yapı)
| Konut (Köy Odası) | Bozova İlçesi/ Türkmenören Mahallesi | 18.01.2017 (II. Grup Yapı)
| Köy Odası Yapısı ve Müştemilatı | Bozova İlçesi/ Umutlu Mahallesi | 22.07.2019 (II. Grup Yapı)
| Köy Odası | Karaköprü İlçesi/ Millisaray Köyü | 21.02.2011 (II. Grup Yapı)
| Gazibey Köy Odası | Karaköprü İlçesi/ Gazibey Mahallesi | 31.01.2024 (II. Grup Yapı)
Tablo 2. Şanlıurfa kırsalında bulunan tescillenmiş köy odaları (ŞKVKBK arşivi)
Köy Odaları:
Köy odaları, Anadolu halkının misafire duyduğu saygı ve önemin mimari mekâna yansımasıdır. Anadolu’da köy ve kasaba gibi küçük yerleşmelerde karşımıza çıkan köy odalarının geçmişte iki temel işlevinin olduğunu söylemek mümkündür. Bunlardan birincisi, köye misafir olarak gelen kişilerin ağırlandığı ve ihtiyaçlarının karşılandığı mekânlardı. Diğer işlevi ise, insanları bir araya getirerek toplumsal birlik ve beraberliği sağlamaktı.

34) Geçmişte Kısas Köyü’nde bulunan sağlık ocağı (İzzet Aran arşivi).
Şanlıurfa kırsalında bulunan köy odaları (Fotoğraf 35) genellikle köyün ileri gelenleri tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından tescillenmiş olan 5 adet köy odası bulunmaktadır (Tablo 2).
Tescillenmiş olan bu yapılar dışında, Şanlıurfa kırsalında henüz tescili olmayan geçmişte köy odası olarak kullanılmış birçok nitelikli yapı da bulunmaktadır. Bunlardan biri, Sayburç yerleşimi içerisinde bulunan köy odasıdır (Fotoğraf 36).

35) Bozova ilçesi, Türkmenören köyünde bulunan, günümüzde kullanılmayan ve çatısı çökmüş olan tescilli köy odası (Çiftçi, 2023).

36) Sayburç yerleşiminde bulunan köy odası (Çiftçi, 2023).
Geçmişte köy hayatında kültürel açıdan önemli bir yeri olan köy odalarının, ulaşım sorununun çözülmesi ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak bu yapılara duyulan ihtiyacın azalması gibi sebeplerle bugün fonksiyonlarını büyük ölçüde yitirdiklerini söylemek mümkündür.
Şanlıurfa kırsalında bulunan birçok kırsal yerleşimde köy odalarının örneklerine rastlamak mümkündür. Ancak, tüm Türkiye’de olduğu gibi Şanlıurfa İl’inde de bu geleneğin giderek kaybolduğunu ve bazı köy odalarının kullanılmama/terk dolayısıyla giderek tahrip olduğunu söylemek mümkündür. Somut olmayan kültürel miras geleneğinin yaşatılması açısından, Şanlıurfa kırsalında bulunan köy odalarının nitelikli örneklerinin korunarak geleceğe aktarılması önemlidir.
Kahveler:
Köyün ortak kullanım alanlarından olan köy kahveleri, köy halkının bir araya gelip sohbet ettiği, önemli kararların alındığı, toplumsal ilişkilerin pekiştirildiği mekânlardır. Köy kahvelerinde sadece sohbet edilmez; aynı zamanda tavla, dama ve kart oyunları gibi oyunlar da oynanır. Şanlıurfa kırsalında bulunan kahveler erkeklerin kullanımı içindi; (Fotoğraf 37) çünkü geçmişte köylerde genellikle toplumsal normlar, kadınların kamu alanlarında daha az yer almasını gerektiriyordu. Ayrıca, Şanlıurfa kırsalında günümüzde olduğu gibi geçmişte de her köyde kahve bulunmazdı.

37) Geçmişte Şanlıurfa kırsalı Kısas’ta bulunan bir köy kahvesi (İzzet Aran arşivi).

38) Şanlıurfa kırsalı Kısas’ta bir taş değirmen (İzzet Aran arşivi)
Değirmenler:
Geleneksel kırsal yaşamda arpa, buğday gibi tahılları öğütmek için kullanılan değirmenler, köylülerin yaşamında önemli bir yere sahipti. Değirmenler, sadece tahıl öğütmekle kalmayıp aynı zamanda köy halkının bir araya geldiği, sohbet ettiği ve birlikte çalıştığı bir alan olarak sosyalleşme ortamı da sağlamaktaydı. Şanlıurfa kırsalında bulunan geleneksel değirmenleri taş değirmenler (Fotoğraf 38) ve su değirmenleri olmak üzere iki grupta sınıflandırmak mümkündür. Taş değirmenler, iki büyük taş arasında tahılların öğütülmesi sistemiyle çalışmaktadır. Bu taşlardan biri sabit dururken diğeri döner ve tahıllar öğütülerek una dönüşür. Su değirmenleri ise daha çok su imkânı olan yerlerde inşa edilmiştir. Bu değirmenlerde, suyun gücü kullanılarak tahılların öğütülmesi sağlanmıştır. Su, değirmen taşlarını döndürmek için kullanılır ve bu sayede öğütme işlemi gerçekleşir.
Geleneksel kırsal yaşamın yaygın olduğu dönemlerde, tarlada yetiştirilen buğdaylar köyde ya da köyde yoksa yakın köylerde bulunan değirmenlerde öğütülür un haline getirilirdi. Sanayi devrimiyle birlikte daha hızlı ve daha fazla miktarda un üretebilme kapasitesine sahip elektrik ile çalışan merkezi değirmenler ortaya çıkmış ve geleneksel değirmenler neredeyse tamamen işlevini yitirmiştir. Geçmişte köy ekonomisine de katkı sağlayan değirmenler, geleneksel tarım ve üretim biçiminin mekâna yansıması olarak somut ve somut olmayan kültürel miras değerleri açısından önemlidir.
Çeşme, Kuyu ve Sarnıçlar:
Kırsal alanlarda, hayatın ana kaynaklarından biri olan su temini tarih boyunca önemli bir mesele olmuş ve suyu temin etmek için değişik çözümler üretilmiştir. Kaynakların mevcut olduğu yerlerde çeşmeler, olmadığı yerlerde ise kuyu ve sarnıçlardan su temin edilmiştir.

39) Tülmen köyünde köy meydanında bulunan çeşme (Çiftçi, 2023).
Yeraltı su kaynaklarından veya sarnıçlardan suyun geldiği çeşmeler genellikle, köy meydanlarında, yol üzerlerinde veya cami avlularında konumlandırılmıştır. Çeşmeler, özellikle kadınların bir araya gelip sohbet ettikleri, sosyal etkileşimde bulundukları, günlük yaşamın ritüellerini paylaştıkları mekânlar olmuştur. Çeşmeler, erkeklerin de su almak için uğradıkları yerler olsa da kadınlar için daha özel bir anlam taşımıştır. Şanlıurfa kırsalında bulunan ve geleneksel yapı malzemesi ile inşa edilmiş çeşmelerin sade ya da süslemeli örneklerine rastlamak mümkündür (Fotoğraf 39).

40) Şanlıurfa kırsalında kuyudan su çekenler (C. Kürkçüoğlu arşivi).

41) Şanlıurfa kırsalında kuyudan su almak için toplanmış insanlar (Cihat Kürkçüoğlu arşivi).
Köylerde ve kırsal alanlarda içme suyu, hayvancılık ve tarım sulaması için kullanılan kuyular (Fotoğraf 40-41-42), yer altındaki su kaynaklarına ulaşmak amacıyla kazılan derin çukurlardır. Kuyularda yer seçimi, suyun miktarını ve kalitesini etkilemektedir. Kuyu ve sarnıçlarda biriken suyu çekmek için genellikle ahşaptan yapılmış düzenekler kurulmuş, ipe bağlanan bir kova yardımıyla su yukarı çekilmiştir (Fotoğraf 41).

42) Şanlıurfa kırsalında hayvanların su ihtiyacı için kullanılan sarnıç

43) Germuş köyünde Surp Hovhannes adıyla bilinen dağın tepesindeki sarnıç ve sarnıca gelen kaya oyma suyolu (Çiftçi, 2021).
Sarnıçlar ise yağmur suyu ve taşınan suyun depolandığı yer altı su depolarıdır. Özellikle suya ulaşımın zor olduğu kurak bölgelerde su ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilmiştir. Şanlıurfa’da kayaya oyulmuş çok sayıda su sarnıcı bulunmaktadır. Sarnıçta suyun birikmesi amacıyla birçok sarnıcın çevresinde sarnıca ulaşan su yolları da açılmıştır (Fotoğraf 43). Sarnıçlarda biriken sular yüzyıllar boyunca halkın içme suyu, hayvancılık ve tarımda su ihtiyacını karşılamıştır.

44) Aktif kullanılan sarnıç ve yanında hayvanların su içtiği curunlar/ Soğmatar Antik Kenti (Çiftçi, 2022).
Kırsal alanlarda bulunan çeşme, kuyu ve sarnıçlar sosyal hayatın önemli bir parçası olup insanların sosyalleşmesine ve haberleşmesine katkı sağlamışlardır. Geçmişte çok yoğun kullanılan çeşme, kuyu ve sarnıçlar, günümüzde altyapı olanaklarının artmasıyla işlevini giderek yitirmiştir. Özellikle içme suyunda şebeke suyuna geçilmiş, tarımda sulama imkânları artmıştır. Ancak Şanlıurfa kırsalında halen güncel işlevini koruyan ve hayvanların su ihtiyacını karşılamada, vs. aktif olarak kullanılan kuyu ve sarnıçlar da bulunmaktadır (Fotoğraf 44).
Mezarlık Alanlar:
Şanlıurfa İli, tarih öncesi çağlardan itibaren birçok farklı din, dil ve ırktaki insanlar tarafından yerleşim alanı olarak kullanılagelmiştir. Bu süreçte her uygarlık kendi inanç, kültür ve yaşayışını yansıtan yapıtlar üretmiştir. Mezarlık alanlar da bu uygarlıkların dini inanışı ile oluşup şekillenen ortak kullanım alanlarındandır. Şanlıurfa’da eski tarihlerden günümüze ulaşan mezarlık alanlarının yaygın örnekleri olarak kaya mezarlarını ve bunların bir araya gelmesi ile oluşan nekropol alanlarını örnek vermek mümkündür (Fotoğraf 45). Günümüzde özellikle kırsal alanlarda yoğunlaşan ve höyük, düz yerleşme gibi eski yerleşim alanları ile ilişkili olan bu mezarlık alanlarının tespit edilen ve nitelikli olanları Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü tarafından koruma altına alınmaktadır.
Şanlıurfa’da Müslümanlığın yayılmasıyla birlikte mezar tipolojisi de değişmiş ve günümüz mezarlık alanları yaygınlaşmaya başlamıştır (Fotoğraf 46). Şanlıurfa kırsalında bulunan mezarlıklar incelendiğinde, kiminin köy yerleşimi içerisinde bulunduğu kimisinin ise yerleşim alanının biraz uzağında konumlandırıldığı görülmektedir. Mezarlıklar genellikle duvar veya çitlerle çevrili olup giriş kapıları bulunmaktadır. Mezar taşlarında ölen kişinin ad-soyadı, doğum ve ölüm tarihi ile ilgili bilgiler dışında, Kuran’dan ayetler, dualar ve dini semboller de yer almaktadır. Şanlıurfa kırsalında kent merkezine kıyasla mezarlar daha sadedir.

45) Soğmatar Antik Kenti’nde bulunan nekropol alanı içerisindeki kaya mezarlarından örnek (Çiftçi, 2022).

46) Nuhrut (Nohrut) mezarlığı (Cihat Kürkçüoğlu).
Yapılan saha çalışmasında, arkeolojik alanlarla ilişkili yerleşmelerde antik yapı taşlarının alınarak mezar başlarına konulması, mezarlık alanlarda dikkat çeken hususlardan biri olmuştur (Fotoğraf 47).

47) Büyüksenemmağara Antik Kenti mezarlığında mezar başına konulmuş antik taş (Çiftçi, 2023).
Şanlıurfa kırsalındaki mezarlıkların bakımı genellikle yerel halk tarafından yapılır. Mezarlık temizliği, otların biçilmesi ve mezar taşlarının düzenlenmesi gibi işler, köy halkı tarafından üstlenilir. Mezarlıklar, köy halkının dini ve sosyal hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Bayramlarda, kandillerde ve ölen kişilerin ölüm yıldönümlerinde mezarlık ziyaretleri yapılır ve dualar okunur.
Geçici kurulan alanlar olarak kıl çadırları:
Geçmişte göçebe yaşam tarzı sürdüren birçok ailenin barınma ihtiyacını karşılayan kıl çadırları, Şanlıurfa kırsalında aynı zamanda tarlalarda barınma/ korunma amaçlı ve düğünler, barış yemeği gibi büyük davetler ile taziyelerde toplanma alanı olarak uzun yıllar kullanılmıştır (Fotoğraf 48-49-50-51). Çadırların yapımında yağmur, rüzgâr ve güneş gibi dış etkenlere dayanıklı olması sebebiyle genellikle keçi kılı kullanılmıştır. Keçi kılından yapılmış kıl çadırları, soğuk kış aylarında ısıyı tutan ve sıcak yaz günlerinde serin tutan bir özelliğe sahiptir. Kıl çadırın üstüne yağmur yağdığında ipler şişer dokuma gözenekleri kapanır ve dışarıdaki hava akımı kesilir. Gözenekleri kapanan çadır dışarıdaki soğuk havayı içeriye almaz. Sıcak havada ise gözenekler açıldığından dokuma gözeneklerinden rüzgâr içeriye girer. Dışarıdaki sıcak havaya rağmen çadırın içerisi serin olur. Çadırın iskeleti ise kolayca kurulup sökülebilecek şekilde ahşap ya da demirden yapılmıştır.

48) Harran kırsalında eski zamanlarda toplanma amaçlı kurulmuş kıl çadırı (Salih İlhan).

49) Harran kırsalında eski zamanlarda toplanma amaçlı kurulmuş kıl çadırı (Salih İlhan).

50) Şanlıurfa kırsalında düğün için kurulmuş bir kıl çadırı (İzzet Aran arşivi).

51) Şanlıurfa kırsalında düğün için kurulmuş bir kıl çadırı (İzzet Aran arşivi)
Geçmişten gelen yaşam tarzını yansıtan bu çadırların kullanımına Karahantepe kazı alanı örneğinde olduğu gibi günümüzde de rastlanmaktadır (Fotoğraf 52).

52) Karahantepe kazı alanında gölgelik alan oluşturması amacıyla kurulmuş kıl çadırı (Çiftçi, 2024).
ŞANLIURFA KIRSALINDA YAŞAYAN VE YOK OLMAYA YÜZ TUTMUŞ GELENEKLER VE GÜNDELİK YAŞAM PRATİKLERİ
Sac Ekmeği Yapım Geleneği:
Sac ekmeği yapım geleneği, Türkiye’de olduğu gibi Şanlıurfa’da da yüzyıllardır süregelen bir somut olmayan kültürel miras değeridir (Fotoğraf 53) ve Şanlıurfa kırsalında birçok yerde bu gelenek halen yaşatılmaya devam etmektedir (Fotoğraf 55). Özel ince sac bir levha üzerinde pişirilen ekmek, un, su ve tuz karışımından oluşan bir hamurun yuvarlak ve ince açılıp sacda pişirilmesi ile elde edilir. Hamur bir süre mayalanması için dinlendirilir. Sonrasında hamurdan ufak parçalar alınarak oklava yardımıyla açılır ve genellikle odun ateşinde ısıtılan sacda pişirilir. Ekmek pişirilirken iki tarafı pişene kadar çevrilir, rengi hafif değişip kabarcıklar oluşunca ocaktan alınır. Bazı yörelerde hamura maya da eklenir; fakat Urfa kırsalında maya kullanımına pek rastlanmaz. Urfa yöresinde buğday üretimi fazla olduğu için genellikle ekmek yapımında buğday unu kullanılmaktadır.

53) 1912 yılında Urfa’da sac ekmeği yapan kadınlar (Kaynak: Der Christliche Orient, Potsdam, 13. Jahrgang, 1912).
Sac ekmeği uzun süre dayanabilen bir ekmek türüdür. Günlük kulla-nımda tüketilecek ekmekler biraz daha kalın açılır ve yörede ‘bazlama’ olarak isimlendirilir. Fakat daha uzun sürede tüketilecek ekmekler ince açılır ve serin bir yerde, hasır bir altlık veya tepsi üzerine üst üste dizilerek muhafaza edilir. Hasır altlıklar, köyde yetiştirilen buğdayın saplarının köy kadınları tarafından örülmesiyle elde edilir (Fotoğraf 54).

54) Günümüzde duvar süsü olarak kullanılan buğday sapından
yapılmış ekmek altlığı (Çiftçi, 2024).
Günümüzde halen kış ayları ya da Ramazan ayı öncesinde birkaç aile bir araya gelerek ekmek için hazırlıklar yapar (Fotoğraf 55). Sac ekmeği yapımı nesilden nesle aktarılan bilgi birikimini temsil etmekte olup büyükannelerden anne ve kızlarına geçen bir gelenektir (Fotoğraf 55). İnce ekmek yapımı ve paylaşımı geleneği olan “Lavaş, Katırma, Jupka, Yufka” Azerbaycan, İran, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye ile ortak bir dosya olarak 2016 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne dâhil edilmiştir. UNESCO’nun bu geleneği tanıması, bu ülkeler arasındaki kültürel bağları güçlendirmeyi ve bu geleneklerin korunmasını, tanıtılmasını ve gelecek nesillere aktarılmasını teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, bu tür kültürel miras değerlerinin uluslararası toplumlar tarafından tanınması, kültürel çeşitliliğin ve insanlığın ortak mirasının da önemini vurgulamaktadır.

55) Soğmatar Antik Kenti’nde (Yağmurlu köyü) sac ekmeği yapan kadınlar (Çiftçi, 2022).
Halı-Kilim Dokumacılığı:
Şanlıurfa’nın kırsal bölgelerinde halı ve kilim dokumacılığı, zengin bir kültürel mirasa ve uzun bir geçmişe sahiptir. Şanlıurfa halk mimarisinde halı ve kilim dokumacılığı hem estetik hem de işlevsel açıdan önemli bir rol oynamıştır. Halı ve kilimler, sadece birer zemin örtüsü değil, aynı zamanda bölgenin kültürel motiflerini, sembollerini ve hikâyelerini yansıtan sanat eserleri olmuştur.

56) Şanlıurfa kırsalında kilim dokuyan kadınlar (Cihat Kürkçüoğlu arşivi)
Şanlıurfa kırsalında geçmişte genellikle ahşap dokuma tezgâhlarında ve geleneksel yöntemlerle halı ve kilimler dokunmuştur. Dokumacılıkta kullanılan ipler, koyun yünü ve keçi kılı gibi hayvansal ürünlerden elde edilen yerel kaynaklardan temin edilmiştir. Genellikle köy yerleşimi içerisindeki boş alanlarda kurulan dokuma tezgâhlarında, kadınlar hem toplanıp sohbet etmiş hem de dokuma sahibine yardım ederek işin yükünü hafifletmişlerdir (Fotoğraf 56-57-58-59).
Şanlıurfa kırsalında halı-kilim dokuma işlemine yerel halk tarafından ‘Tevin/Tevın/Tevn’ denilmiştir. Genişliği yaklaşık yarım metre olan “dar dokuma” denilen kilimler belirli uzunlukta dokunarak yan yana dikilmiş (Fotoğraf 59) ve bu sayede daha büyük ebatlı kilimler üretilmiştir.

57) Şanlıurfa kırsalında köy meydanında kilim dokuyan kadınlar (Cihat Kürkçüoğlu)

58) Şanlıurfa kırsalında kilim dokuyan kadınlar (Cihat Kürkçüoğlu)

59) Harran İlçesi’nde kilimin etrafını diken kadın (Cihat Kürkçüoğlu)
Şanlıurfa’nın farklı ilçelerinde ve köylerinde, halı ve kilimlerde kullanılan motifler değişiklik göstermiştir. ŞURKAV tarafından 2005 yılında başlatılmış ve Avrupa Birliği desteği ile 18 ay sürmüş olan ‘Şanlıurfa Yöresi Kilimleri’ başlıklı çalışmada, Şanlıurfa ilçe ve köylerinde yöreye özgü kilimlerin ortaya çıkarılması amacıyla 10 ilçede çalışmalar yapılmıştır. Suruç, Birecik, Viranşehir, Hilvan, Halfeti ve Siverek ilçe köylerinde araştırmacı Sanat Tarihçi Dr. A. Cihat Kürkçüoğlu tarafından incelemelerde bulunulmuş, yörede dokunup kullanılan çeşitli desenlerde halı ve kilimler incelenmiş ve motif özellikleri ile ilgili bilgileri alınarak fotoğraflarla belgelemiştir (Fotoğraf 60).

60) Farklı ilçelerde belgelenen kilim örnekleri (Cihat Kürkçüoğlu)
Şanlıurfa kırsalındaki halı ve kilim dokumacılığı, bölgenin zengin kültürel mirasının önemli bir parçasıdır. Bu el sanatı geçmişte hem ekonomik açıdan hem de kültürel olarak köy halkı için büyük bir öneme sahip olmuştur. Günümüzde yaşam ve üretim şeklinin değişimiyle birlikte bu el sanatının da giderek yok olduğunu söylemek mümkündür. Geleneksel yöntemlerin korunarak modern yeniliklerle birleştirilmesi, bu sanatın geleceğe aktarılmasına olanak sağlayacaktır. Somut olmayan kültürel mirasın devamlılığının sağlanması amacıyla, bu sanatın yaşatılması ve desteklenmesi önemli görülmektedir.
Yorgan Sırlama İşlemi:
Yorgan sırlama işlemi, genellikle “mıtıl” denilen pamuklu ve dayanıklı bir kılıf bez içerisine, pamuk ve yün gibi dolgu malzemesinin uygun kalınlıkta serilerek, iki bez arasındaki dolgu malzemesinin sabitlenmesi için yapılan dikiş işlemidir. Bu işleme “yorgan sırma” denilir. Bu işlem için önce “mıtıl” (dış kılıf) düz bir zemine serilir. Kılıfın içerisine dolgu malzemesi her yerine eşit olacak şekilde dağıtılır. Dolgu malzemesinin hareketini engellemek ve yorganın düzgün bir yapıya sahip olmasını sağlamak amacıyla sırlama işlemi iğne iplik ile yapılır (geleneksel yöntemde elle yapılır). Sonrasında sırlanmış yorganın altına yorgandan 10 cm daha büyük pamuktan “melhafe” (izar) düz renkli bez serilir. En üste yorganın üst kılıfı serilerek (genelde desenli bir basma kumaş olur) alttaki bezin kenarları üstteki beze 5-6 cm binecek şekilde yorganın dört kenarı düzgün bir şekilde dikilir. Bu işleme “yorgan kaplama” denilir. Belirli zaman aralıklarında yorganın kaplaması açılarak yıkanıp tekrar kaplanır. “Mıtıl” kılıf ve içerisindeki dolgu malzemesi ise 10-15 yılda bir açılıp yıkanır tekrar “yorgan sırlanır”. Günümüzde bu gelenek bazı kırsal yerleşmelerde yaşlı ve bu konuda yetenekli kadınlar tarafından imece usulü sürdürülmeye devam etmektedir (Fotoğraf 61).

61) Soğmatar Antik Kenti’nde (Yağmurlu Köyü) yorgan sırlayan kadınlar (Çiftçi, 2022)
Yorganlarda iç dolgu malzemesi olarak genellikle yetiştirilen koyunların yıkanmış yünü kullanılmaktadır. Yünü olmayan aile, köylülerden ya da şehirden satın alırlar.
Kuşçuluk:
Kuşçuluk Şanlıurfa’da modern yaşantının getirdiği değişimlere rağmen hala sürdürülmekte olan önemli bir gelenektir. Şanlıurfa kent merkezinde olduğu gibi kırsal alanlarda da bu geleneğin izlerini görmek mümkündür. Haliliye İlçesi’ne bağlı Germuş köyünde bulunan ancak 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş depremlerinde büyük bölümü yıkılan ve sonrasında bulunduğu arazideki yapının kullanıcısı tarafından tamamı yıkılan ‘güvercin kulesi’ bu geleneğin somut mirasa dönüşen önemli örneklerindendir. Urfa’da bilinen tek güvercin kulesi olan yapı, sadece fotoğraflarla belgelenebilmiştir (Fotoğraf 62).
Şanlıurfa kırsalında verilebilecek diğer güzel bir örnek, Ağviran köyünde bulunan ancak günümüzde bir bölümü yıkılmış olan güvercinler için açıklıklar bırakılmış olan duvardır (Fotoğraf 63).
Yukarıda verilen örnekler dışında Şanlıurfa kırsalında, kerpiçten yapılmış güvercin evlerine (Fotoğraf 64) ve taş malzeme ile inşa edilen bazı geleneksel yapıların cephelerinde de (Fotoğraf 65) bu geleneğin izlerini görmek mümkündür.

62) Güvercin kulesinin farklı açılardan görünümü (Çiftçi, 2022).

63) Güvercinleri için duvarda bırakılmış açıklıklar (Cihat Kürkçüoğlu).

64) Güvercinler için kerpiçten yapılmış barınak (Cihat Kürkçüoğlu).
Mırra (Acı Kahve) İkramı Geleneği:
Ortadoğu kökenli olan mırra Osmanlı İmparatorluğu döneminde Anadolu’ya gelmiştir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaygın olan mırranın özellikle Urfa’da toplumsal önemi büyüktür. Genellikle şekersiz içilen mırra, yörede ‘acı kahve’ olarak da bilinir ve geleneksel bakır büyük cezvelerde pişirilir (bakır kaplar ısıyı homojen dağıtarak mırranın lezzetini artırır). Yoğun aroması sebebiyle az miktarda tüketildiğinden dolayı küçük fincanlarda ikram edilir (Fotoğraf 66-67). Mırranın hazırlık süreci zahmetli olduğundan dolayı değer verilen kişilere sunulur. Genellikle özel günlerde ikram edilen mırra, misafirperverlik ve sosyal statü sembolüdür. Kent merkezinde sıra gecelerinde olduğu gibi özellikle kırsal alanlarda da misafire (taziyede, düğünlerde, davetlerde, vb.) mırra ikramı geleneği yüzyıllardır sürdürülmektedir.
SONUÇ
Günümüzün hızla gelişen ve değişen koşullarında sadece Türkiye’de değil tüm dünyada kırsal alanlar günümüzün yıpratıcı koşullarına maruz kalmakta ve kırsal kimliklerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu zorlukların ve tehditlerin kırsal alanlara olan etkilerinin gün geçtikçe daha fazla fark edilir hale gelmesi nedeniyle yerel halkın geleneksel üretimleri ve yükledikleri kültürel anlamlar gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bu nedenle, kırsal yerleşimlerin korunması son zamanlarda daha fazla vurgulanmakta, bu alanlardaki yenilenebilir kaynakların ve geleneksel üretimin değeri gelecek için daha önemli hale gelmektedir (Karan, 2023).
Güneydoğu Anadolu Bölgesi tarihi kent merkezleri kadar geleneksel kırsal yerleşim alanları ile de dikkat çekmektedir. Günümüzde bu önemli kültür mirasının korunması aşamasında sorunlar yaşanmakta, kentler gibi kırsal yerleşimler de mimari kimliğini büyük ölçüde yitirmektedir. Birçok köy belgelenemeden yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır (Çiftçi ve Dalkılıç, 2022). Günümüzde teknoloji ve yaşam koşullarındaki değişimler neticesinde, süreç içerisinde kaybolmaya başlayan halk mimarisinin ve öğelerinin, belgelenmesi ve korunması her geçen gün önem kazanmaktadır. Anadolu’nun kültürel mirasına şahitlik eden yapılar ve sosyo-kültürel etkinliklere sahne olan mekânlar, somut olmayan kültürel mirasın izlerini taşımaktadır. Bu sebeple, belgeleme çalışmalarında somut mirasın belgelenmesi kadar somut olmayan kültürel değerlerin belgelenmesi de önemlidir. Somut ve somut olmayan kültürel mirasın bir bütün olarak değerlendirilmesi ve yapılan uygulamaların bu değerlendirmeyi göz önünde bulundurarak gerçekleşmesi, mimari mirasın gelecek nesillere doğru bir şekilde aktarılması anlamında büyük önem taşımaktadır.

65) Geleneksel bir yapıda güvercinler için bırakılmış olan cephedeki açıklıklar (Çiftçi, 2024).

66) Mırra (acı kahve) hazırlama ve sunum malzemeleri (İzzet Aran).

67) Mırra ikramında kullanılan malzemeler (Cihat Kürkçüoğlu).
KAYNAKÇA
Akyıldız, N.A. ve Olğun, T.N. (2020). Somut Olmayan Kültürel Mirasın Anadolu’da Tarihî Yerleşimlerin Korunması ve Sürdürülebilirliği Bağlamında Değerlendirilmesi. Milli Folklor, 16 (28), 234-243.
Bektaş, C. (2001). Halk Yapı Sanatı. Literatür Yayınları: İstanbul.
Çiftçi, S. ve Dalkılıç, N. (2021). Preservation and sustainability of traditional rural areas which were ethnically diverse in the past: Example of the village of Germuş in Şanlıurfa. Turkish Studies (Elektronik), 16(7), 113-135.
Karan, Z.B. (2023). Conservation of archeological and living rural heritage coexistence: The case of Altınkaya/Ancient City of Selge (Yüksek Lisans Tezi). Middle East Technical University: Ankara.
İnternet Kaynakları
URL-1: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-80990/halk-mimarisi.html. Erişim Tarihi: 08.09.2024
FOTOĞRAF ARŞİVLERİ
Werner SCHNUCHEL Lidar Höyük Arşivi: (Fotoğraflar çalışma kapsamında Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul Şubesi’nden yayın izni alınarak temin edilmiştir)
Sümeyra ÇİFTÇİ Arşivi
Cihat KÜRKÇÜOĞLU Arşivi
İzzet ARAN Arşivi
Salih İLHAN Arşivi
Mustafa AKGÜL Arşivi