Açık Mod
Koyu Mod
page-title

ŞANLIURFA KÖY SEYİRLİK OYUNLARI

Doç. Dr. Ömer KIRMIZI

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi

Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Halkbilimi Bölümü

Doç. Dr. Tugba GÖNEL SÖNMEZ

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi

Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Halkbilimi Bölümü

KÖY SEYİRLİK OYUNLARI

Anadolu coğrafyasının hemen hemen her bölgesinde farklı adlarla ve yerelleşerek karşımıza çıkan köy seyirlik oyunları; kökeni dinî inanç ve ritüellere dayanmakla birlikte zaman içerisinden bu hususiyetlerinden sıyrılarak genellikle eğlence maksadıyla düğün, bayram ya da yılın belirli günlerinde icra edilen, eğlendirme ve eğitmeyi de amaçlayan; bereket, sağlık veya yeni yılı karşılamayı amaçlayan oyunlardır. Geleneksel Türk tiyatrosunun ilk ayağını oluşturan bu oyunlar, insan ile tabiat arasındaki münasebetin bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.

Geleneksel Türk tiyatrosu üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Metin And, köy seyirlik oyunlarını kırsal bölgelerde, köylerde görülen; genellikle tarih öncesine uzanan eriştirme, canlandırıcılık, atalara tapınım gibi kuttörenlere bağlı tiyatro geleneği olarak tanımlar. Bu oyunların amatör oyuncularla belli bir takvim çerçevesinde icra edildiğini ifade eden And, köy seyirlik oyunları aracılığıyla çeşitli ritüelistik unsurlar etrafında bazı simgeleşen aktarımlar yapıldığını ve köy seyirlik oyunlarının temel tiyatro unsurlarının yaratılmasına ön ayak olduğunu belirtir (1988, s. 43).

Köy seyirlik oyunlarının kaynakları üzerine değerlendirmelerde bulunan araştırmacılar, genellikte benzer görüşler ortaya koymuşlardır. Oyunların kaynakları hakkında Metin And, Türklerin Anadolu’ya geldiği süreçte kendi kültürleriyle Anadolu’nun yerli halkları arasındaki kültürel kaynaşmanın etkilerine dikkat çeker. Bunu başka bir çalışmasında Orta Asya kültürü, Anadolu kültürü ve İslam kültürü olarak özetler (1962, s. 1). Şükrü Elçin, Şamanist kültürün oyunlar üzerindeki etkisini/katkısını ortaya koyduktan sonra yerleşik hayata geçişin de bu oyunlara kaynaklık ettiğini belirtir (1991, s. 62). Şamanizm’in köy seyirlik oyunlarına etkisini ortaya koyan bir diğer araştırmacı Nurhan Tekerek’tir. Tekerek (2008, s. 23), şaman ayinleri sırasında hayvan kılığına girme, bez bebeklerin kullanımı ve bu konseptin bolluk, iyileştirme ve bereket getirme amacını belirttikten sonra İslam dini çerçevesinde yapılan bazı merasimler ve kurulan esnaf odalarının da katkısını ortaya koyar. Erzurum köy seyirlik oyunları üzerine hazırladığı doktora çalışmasında Dilaver Düzgün ise köy seyirlik oyunlarının kaynaklarını beş grupta değerlendirir: kutsal törenler, ritler; ongun ve totemler, fıkralar, türküler, günlük olaylar (1994, s. 19).

Sistematik bir şekilde ilerleyen bilimde bir kavramın tanımı kadar onunla ilgili yapılan tasnifler de önemli bir yer tutar. Köy seyirlik oyunları da farklı araştırmacılarca değişik vesilelerle tasniflere tabi tutulmuştur Şükrü Elçin (2021, s. 671). “Halk Edebiyatına Giriş” adlı çalışmasında bu oyunları “Ritüel Oyunlar” ve “Profan Mahiyetteki Oyunlar” olmak üzere iki grupta değerlendirmiştir. Günümüzde dahi farklı bölgelerin köy seyirlik oyunlarına uygulanan tasniflerden biri de Metin And’ın tasnifidir. And (1985, s. 74-174) yaptığı tasnifte oyunları “Kuttören ve Söylence Kaynaklı Oyunlar”, “Ölüp Dirilme ve Kız Kaçırma”, Yılbaşı ve Yıl Sonu Oyunları”, “Tarımsal-Çoban Oyunları”, “Hayvan Benzetmeleri”, “Dilsiz Oyunları-Kukla-Şaka Oyunları”, “Tek ve Çift İzlekli Oyunlar” şeklinde gruplandırmıştır.

Köy seyirlik oyunları zaman, mekân, dekor, kostüm ve oyuncular açısından incelendiğinde Türkiye’nin farklı bölgelerinde ortak hususiyetlerin ön plana çıktığı görülecektir. Bu çerçevede köy seyirlik oyunlarının oynanma zamanını köylünün sosyoekonomik faaliyetleri, köylünün iş takvimi ve halk takviminin işaret ettiği özel zaman dilimleri belirler. Bunlar genelde gün içerisinde akşam vakitleri, düğün ya da bayramlar, sene içerisinde de tarımsal faaliyetlerin azaldığı ya da durduğu kış ayları olarak tarif edilebilir (Elçin, 2010, s. 671). Oyunların oynanma mekânı olarak bu oyunların sergilenebileceği, oyuncu ve izleyiciyi bir araya getiren her alan oyun mekânı olabilmekle birlikte icranın yapısına göre açık mekân ve kapalı mekân şeklinde bir gruplandırma yapmak mümkündür. Bu mekânlar köy meydanı, bayram yeri, düğün ya da mesire alanı, köy odaları, kahvehaneler vb. olarak sıralanabilir (Basat, 2017, s. 114; Durmaz, 2023, s. 235).

Köy seyirlik oyunlarında bütün köylü oyuncu olabilir. Bu oyunların yapısı gereği profesyonellik aranmadığından köyüler yetenek, yaş, cinsiyet veya statülerine göre oyunlarda görev alabilir. Oyuncular belirlenirken pratik zekâya sahip, beden dili ve taklit yeteneğini iyi kullanabilen kişiler öncelikle tercih edilir (Tekerek, 2008, s. 136-137). Oyuncular cinsiyet bağlamında değerlendirildiğinde köy seyirlik oyunlarının daha çok erkekler tarafından icra edildiği görülecektir. İzleyici kitlesinin kadın erkek karışık olduğu durumlarda kadınların oyuncu olarak görev almadığı söylenebilir, bu durumlarda oyuncular erkeklerden oluşur. Kadınlar, sadece hemcinslerinin bulunduğu ortamlarda oyun oynar.

Oyunlarda makyaj ve kostüm de yakın ve doğal çevreden temin edilebilen, oyucular ile izleyicilere geçici bir benzerlik hissi yaşatan nesnelerden seçilir. Bu kapsamda kadın kılığına girmek için bir başörtüsü ya da yazma yeterlidir. Aynı şekilde Arap kılığına girmek için de yüze kül sürülür veya yüzü beyaz göstermek için kireç kullanılır. Aksesuar olarak da yine köylüler pratik davranmakta el atında bulunan çeşitli nesneleri birer oyun aracı haline getirmektedirler (Durmaz, 2023, s. 236-237). Oyun kıyafetlerinin seçilmesinde yerel özelliklerin yanı sıra gelenek, halkın sosyokültürel ve ekonomik durumu belirleyici olmaktadır (Çıblak, 2005, s. 180). Köy seyirlik oyunlarında müzik de çevreden temin edilebilen çan, teneke, leğen gibi nesneler aracılığıyla oluşturulmaktadır. Köy seyirlik oyunlarında müzik, oyunların başladığını veya bittiğini duyurmada önemli bir işlev görmektedir.

1) ŞURKAV Köyler Arası Halkoyunları Yarışması’nda kadınlar-2024

Yapılan bu değerlendirmeler çerçevesinde köy seyirlik oyunlarının dinî kökenli kutlama, kutsama, bolluk ve bereket törenleri kaynaklı olmakla birlikte zaman içinde bu özelliklerin bir kısmından sıyrılarak daha çok eğlence amaçlı yapılan ve anonimleşerek kırsal kesimlerde farklı icra bağlamlarında toplumun tiyatro ihtiyacını uzun bir süre karşılayan etkinlikler olduğu söylenebilir. Şanlıurfa yöresi de tarım ve hayvancılığa bağlı ekonomik faaliyetlerden ötürü seyirlik oyunların oynanma bağlamına uygun bir coğrafyadır. Yörede özgün oyunların yanı sıra Anadolu’nun diğer bölgelerinde oynanan seyirlik oyunların çeşitlemelerinin de olduğu görülmüştür.

ŞANLIURFA KÖY SEYİRLİK OYUNLARINDAN ÖRNEKLER

Kımıl Oyunu

Kımıl, süne adı verilen böcektir. Bu böcek buğdayın başak verdiği dönemde bitkiye musallat olur ve buğdayın öz suyunu emer. Kımıl oyununun figürleri kımılla mücadele esnasında sergilenen hareketlerden ilham alınarak üretilmiştir. Oyun, meydanda bu mücadeleyi sembolize eder şekilde daha çok erkekler ve oyunu bilen kadınlar tarafından oynanır. Kımıl oyunu, davul ve zurna eşliğinde düğünlerde ve köy meydanında oynanır.

Kımıl oyununun oynanışı şöyledir: Oyunun başlangıcında oyuncular el ele tutuşmuş ve hizalı bir şekildedir. İlk harekette diz kırılır, bu bölüm ağırlama oyununu çağrıştırır. Fakat ağırlamadan biraz daha tempolu bir şekilde oynanır. Halay başının komutu ile ikinci kısma kadar böyle oynanır. Oyunun ikinci hareketinde oyuncular ayakları sabit ve vücutları yaylanarak toprağa buğday serpme hareketi yaparlar. Bu hareket üç defa tekrarlanır. Üçüncü harekette oyuncu ellerinin havaya doğru yükseltip dua eder gibi yapar. Bu, ürünün bereketli olması için Allah’a yakarıştır. Dördüncü harekette vücut öne doğru eğilir ve kımılları düşürmek için buğday saplarına vurma hareketi yapılır, bu sırada sol el göbek hizasına paralel tutulur. Sonraki harekette yere düşen kımılların toplanması gerçekleştirilir. Sağ elle toplanan kımıllar sol eldeki şişeye konuyormuş gibi yapılır. Burada da hareket üç defa tekrarlanır. Beşinci harekette kımıl toplayan oyuncu yorulduğundan ayakta ve sonrasında oturarak terini silme hareketi yapar. Bunu hem sağ hem de sol elinin dışıyla gerçekleştirir. Diğer figür tozlanmış ellerini silme figürüdür, bunu oyuncular üç defa tekrarlar. Devamında Allah’a yalvarma figürü tekrarlanır, sonraki figürde ağlama canlandırılır. Eller yumruk haline getirilerek gözler ovulur. Sonraki figür yaka silkme hareketidir. Sağ elle sağ yaka, sol elle sol yaka silkelenir. Bundan sonra oyunun başlangıcındaki ağırlama havasına dönülüp tekrar el ele tutuşulur (Kırmızı, 2022, s. 1035-1036).

2) ŞURKAV Halkoyunları Kımıl Oyunu

Arap Oyunu

Arap oyunu düğünlerde davul zurna eşliğinde oynanır. Bu oyunun oyuncuları Arap, gelin ve ihtiyardır. Oyun şöyle oynanır:

İhtiyarla gelin halay eşliğinde oynayarak ortaya gelirler. Davul zurna eşliğinde bir süre oynamaya devam ederler. Bu arada Arap, atına binmiş bir şekilde naralar atarak ve etrafa silah sıkarak meydana gelir. İhtiyarla gelin oynamaya devam eder ama Arap geline yaklaşır, ihtiyar buna bozulur. Gelin sırayla ikisine de yüz verir gibi cilve yapar. Bu arada Arap’la ihtiyar kavgaya tutuşur, Arap ihtiyarı öldürür. Gelin ihtiyarın üzerine kapanarak ağıt yakmaya başlar. Daha sonra ihtiyarın ağzına para konur ve ihtiyar dirilir. Yas havası dağılır, tekrar oyun oynamaya devam edilir. Oyun böylece biter (K.K. 1).

Köse İle Gelin

Anadolu ve Anadolu dışındaki Türk dünyasında da bilinen ve oynanan köse ile gelin oyunu (Özdamar, 2023) düğünlerde oynanır. Köse ile gelin halayda el ele oynarlar. Bu arada Arap, sinsice onlara yaklaşır ve gelini kucaklayıp kaçırır. Köse, gelinin kaçırıldığını anlayınca sopayla köylülere saldırır. Bu arada halay durur, köylüler gelinin bulunmasına yardım eder. Gelin bulununca köseyle tekrar oynamaya başlar. İzleyiciler de halaya katılır ve oyun neşe içinde biter (K.K. 1, K.K. 2).

Hacı Oyunu

Hacı oyunu genellikle yıldönümlerinde köy odalarında gündelik yaşamı konu edinen bir oyundur. Oyun şöyle oynanır:

Köyden bir hacı adayı, odada oturan cemaate hacca gideceğini, bir istekleri olup olmadığını sorar. Köylüler, sağ salim gidip dönmesi temennisinde bulunduktan sora tespih, hurma, kına ve zemzem suyu isterler. Hacı adayı bu isteklere bozulur, köylülerle ayrı ayrı vedalaşarak odadan çıkar. Biraz sonra büyük bir sandıkla içeri girer. Odada oturanlara “Selamün aleyküm ey cemaatı müslümün!” diye selam verir. Topluluk da “Aleyküm selam ey Hacı!” diye mukabele eder. Hacı, “Sormayın dostlar! Neler gördüm neler!” diye söz girer ama köylüler ısmarladıkları hediyelerini sorunca hacı buna bozulur. Köylülere:

-Hediyelerinizi getirdim ama bunun tılsımı var, gözlerinizi kapatın öyle vereceğim, der.

Daha sonra sandıktan teneke parçalarının bir ip üzerine dizili olduğu tespih biçiminde bir nesneyi gözünü kapatan köylünün boynuna asar ve:

-Ha! İşte senin hediyen budur, der.

Köylüler buna güler. Diğer köylü hani benim hurmam hacı, der. O da gözünü kapatır, ağzını açar. Hacı kocaman bir salatalığı onuna ağzına sokar ve:

-Al işte! Nasıl tadı, der.

Köylüler buna güler. Diğer köylü de gözünü kapatarak “Hani benim zemzemim?” hacı, der. Bunun üzerine hacı, kocaman bir şişe suyu köylünün başından aşağı döker ve:

-Nasıl, serinledin mi der.

Köylüler buna güler. Diğer köylü gözünü kapatarak “Hani benim kınam?” der. Hacı, sandıktaki çamuru çıkarıp köylünün suratına sürer ve:

-Aldın mı kınanı, der. Köylüler gülüşerek bunu izler. Oyun böylece sürüp gider (Kaysı, 1973, s. 32).

Berber Oyunu

Berber oyunu, meslek parodisi ve abartmalara dayanan bir oyundur. Şöyle oynanır:

Müşteri, selam vererek içeri girer. Berber, müşterinin selamını alır, onu ayakta karşılar ve çırağına müşteriye sandalye vermesini emreder. Çırak, müşterinin elbisenin tozlarını alır, tükürüğüyle elbiselerini temizler. Ustasının sandalyesini müşteri için alıp onu buyur eder. Sandalyesinin alındığını fark etmeyen berber, boşluğa oturup yere düşer. Bunun üzerine çırağı kovalamaya başlar. Müşteri:

-Yakın köylerin birinde akrabamın düğünü var, gözünü seveyim beni şöyle güzel bir tıraş et, der. Berber:

-Sinekkaydı mı olsun yoksa İstanbul işi mi olsun, der. Müşteri sinekkaydı olmasını ister. Bunun üzerine berber, çırağına tıraş takımlarını getirme emri verir. Biraz sonra çıkarak elinde urganla içerir girer. Bunu gören müşteri sandalyeden kalkmaya çalışır ama berber buna müsaade etmez, çırağın yardımıyla müşteriyi sandalyeye bağlar. Berber, çıraktan havlu getirmesini ister, eline tutuşturulanı müşterinin üzerine atar. Ama bunun kendi paltosu olduğunu görür ve çırağı kovalamaya başlar. Müşterinin “Boğuluyorum!” çığlıkları arasında geri döner, paltoyu müşterinin üzerinden alır. Bu sırada çırak “Takımları getirdim usta!” diyerek elinde kova, fırça ve baltayla içeri girer. Müşteri de durmadan “Geç kaldım. Hadi, çabuk ol!” diye berberi ikaz eder. Bunun üzerine berber, fırçayı kovadaki sabunlu suya batırıp müşterinin suratına sürer. Müşteri “Aman usta! Sabunlar gözüme kaçtı.” der. Berber:

-Az kaldı, şimdi bitiyor diyerek eline baltayı alır. Bunu gören müşteri, sandalyeye bağlı olduğundan yüzü sabunlu bir halde sandalye ile birlikte kaçmaya başlar (K.K. 4).

Kirpi Avı

Kirpi avı, köylere gelen yabancı misafirlere karşı oynanan bir nevi aldatmacadır. Oyun şöyle oynanır:

Köylülerden biri tarlasında kirpi gördüğünü ve bunun ürünlere zarar verdiğini söyler. Bunun üzerine diğer köylü bu gece kirpi avına gitmeyi teklif eder. Ava misafir de davet edilir ama o çiftesinin olmadığını söyler. Köylüler de misafire çiftesi olmadığı için teneke çalma görevi verirler. Herkes av için hazırlanır, bu arada misafirin eline teneke verirler. Köylüler misafirle birlikte dışarı çıkar ve misafire teneke çalarak ilerlemesini tembih ederler, diğerleri de pusuya yatacaktır. Misafir teneke çala çala ilerlerken köylüler misafire hissettirmeden geri dönerler. Misafir, olayı anlayana kadar dışarıda teneke çalmaya devam eder (K.K. 3).

Köroğlu

Köy odasında oynanan Köroğlu oyunu, efsaneleşmiş kahraman Köroğlu’nun mertliğinden ilhamla herhangi bir ritüel içermeyen bir oyundur. Oyunun kahramanları Köroğlu ve Arap’tır. Odanın başköşesinde oturan Arap etrafı azametle süzmekte, adamları el pençe divan durmaktadır. Bu sırada içeriye Köroğlu girip selam verip sorar:

Köroğlu: Çamlıbel’e nasıl gidilir?

Arap: Ben bilmem, istediğin yerden git.

Köroğlu: (Sinirli) Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

Arap: Kim olursan ol!

Köroğlu: Ben Köroğlu’yum.

Arap: (Sinirli bir şekilde doğrulur) Ben de Arap oğluyum! (Arap ile Köroğlu karşı karşıya gelirler, Köroğlu tüfeğini Arap’a doğrultur, Arap da bıçağını çekmiştir. Araya adamlar girer.)

Köroğlu: Madem erkeksin silahları bırakıp kapışalım.

Arap: Bedava olmaz!

Köroğlu: Peki, ben yenersem Çamlıbel’in yolunu gösterirsin. Sen yenersen gümüş kakmalı tüfeğimi sana veririm.

(Anlaşırlar, ikisi de soyunur. Birbirlerini bir müddet zorladıktan sonra Köroğlu Arap’ı altına alır ve yere vurur. Arap pes eder.)

Arap: (Adamlarına) Sofrayı hazırlayın.

Köroğlu: Senin ekmeğini yemem.

Arap: Neden, başım gözüm üstünde yerin var!

Köroğlu: Sen iyi bir adam değilsin.

Arap: Bundan sonra iyi olacağım.

Köroğlu: Ha şöyle, dine imana gel!

(Köroğlu bu arada sazını alır:

Ben Köroğlu’yum dağlar gezerem

Uçan kuştan esen yelden haber sezerem

Zalımların başlarını ezerem

Ölüme kadar bu sazı çalıram

diyerek sazını çalar ve hadi bana izin; yolum ırak, gitmem gerek diye çıkar.) (K.K. 4).

KAYNAKÇA

And, M. (1962). Dionisos ve Anadolu köylüsü, Elif Yayınları.

And, M. (1985). Geleneksel Türk Tiyatrosu Köylü ve Halk Tiyatrosu Gelenekleri. İnkılap Yayınevi.

Basat, E. M. (2017). Köy Seyirlik Oyunlarında İnsan, Doğa ve Topluluk İlişkisi. Grafiker Yayınları.

Çıblak, N. (2005). Köy Seyirlik Oyunlarının Korunması Üzerine Tasarım Denemesi, Halk kültürlerini koruma-yaşatma ve geleceğe aktarma uluslararası sempozyumu bildirileri içinde, (ss. 175-185). Kocaeli.

Durmaz, U. (2023). Köy Seyirlik Oyunları, Balıkesir somut olmayan kültürel miras alan araştırmaları (Ed. Ali Duymaz) (ss.231-244) Balıkesir: Fourmat Matbaa.

Düzgün, D. (1994). Erzurum Köy Seyirlik Oyunları, [Yayımlanmamış Doktora Tezi]. Atatürk Üniversitesi.

Elçin, Ş. (1991). Anadolu Köy Orta Oyunları (Köy Tiyatrosu). Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Yayınları.

Elçin, Ş. (2010). Halk edebiyatına giriş (10. Baskı). Akçağ.

Kaysı, Ö. (1973). Urfa İli Köy Seyirlik Oyunları ve Çocuk Oyunları, [Yayımlanmamış Lisans Tezi]. Ankara Üniversitesi.

Kırmızı, Ö. (2022). Dögerli/Dügerli halk oyunlarının performans teori açısından incelenmesi, Metin Ekici Armağanı (Ed. Selami Fedakâr, Muvaffak Duranlı), (ss. 1031-1041) İzmir: Ege Üniversitesi Yayınları Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Yayın No: 17.

Özdamar, F. (2023). İran Türklerinde Baharı Muştulayan Bir Köy Seyirlik Oyunu: Köse-Gelin, Türkiye İran Araştırmaları Dergisi, Y. 2, S. 3, 26-44.

Tekerek, N. (2008). Köy seyirlik oyunları. Mitos-Boyut Yayınları.

Sözlü Kaynaklar

K.K.1: Ahmet Kırmızı, kişisel görüşme, 12.01.2023

K.K.2: Haçim İzol, kişisel görüşme, 15.09.2024

K.K.3: Salih Demir, kişisel görüşme, 12.12.2024

K.K.4: Cemal Sapan, kişisel görüşmei 15.10.2024

Sitede Ara