ŞANLIURFA’DA GELENEKSEL KADIN EĞLENCELERİ VE TOPLANTILARI
Dünya’nın en eski şehirlerinden biri olan Şanlıurfa’da, yüzyıllardan beri süregelen zengin bir halk kültürü vardır. Günümüzde hayatın birçok alanına, modern yaşam tarzı geçmiş olsa da bilhassa kadınlar arasında pek çok geleneksel eğlence ve diğer toplantı halen sürdürülmektedir. Kadınlar; evlenme gibi mutlu olaylarda, ölüm gibi acılı günlerde, çocuklarla ilgili kutlamalarda, günlük hayatın akışı içinde ve geleneksel toplantılarla bir araya gelirler. Kadınlar çeşitli vesilelerle bir araya geldiklerinde; bazen eğlenir, bazen sohbet ederler, bazen de acılarını paylaşırlar.
Toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği her türlü yaşayış tarzı, düşünce, dini ve ahlaki değerleri, örf ve adetleri, geleneklerinin tamamı halkın kültürünü meydana getirir. Halk arasında doğan ve zaman içinde bazı değişikliklere uğrayan kültür değerleri, kuşaktan kuşağa sözlü veya yazılı olarak aktarılarak günümüze kadar gelmektedir.
Kültür, yüzyıllar süren toplumsal, tarihsel ve evrensel değerlerle beslenip oluşur ve coğrafya ile şekillenir. Birçok medeniyetin bu topraklarda hüküm sürmesi nedeniyle Şanlıurfa “Medeniyetlerin Beşiği” olarak kabul edilir.
GELENEKSEL KADIN EĞLENCELERİ
Şanlıurfa halk kültürü çok zengin olup il merkezi ile ilçelerde ve köylerde yaşantı, giyim tarzı, takılar, örf, adet ve gelenekler çeşitli farklılıklar gösterir. Bu farklılıklar, kültürün zenginliğidir.
Bu çalışma Şanlıurfa merkezini esas olarak yapılmıştır. Bahsedilen gelenek ve görenekler şehir merkezinde yerleşik “Urfalı” ailelerin ve kadınların toplantı ve eğlence kültürünü yansıtmaktadır. Geleneksel hayatta yaşam tarzından, düşünce ve davranışına kadar giyim, yemek tarzına kadar her alanda hızlı bir etkileşim ve değişim yaşanmaktadır. Şehir halkı örf, adet ve geleneklerine bağlı olduğu için günümüzde hayatın birçok alanına, modern yaşam tarzı geçmiş olsa da bilhassa kadınlar arasında pek çok geleneksel eğlence ve diğer toplantılar halen sürdürülmektedir.
Şanlıurfa’da kadın eğlencelerinin çoğu evlenme törenleri içerisindedir. Evlenme töreni sırasında“Kız İsteme”, “Kesim Kâğıdı”, “Sakal Öpümü, “Nişan”, “Yol Açımı/Göre”, “Asbaplık ve Hışır (Altın) alımı”, “Başlık ve Hel’et verilmesi”, “Nikah”, “Kına Hamamı”, ”Çeyiz Getirme/Örtü Arkası”, “Duru Hamamı”, “Kına Gecesi”, ”Asbap Gecesi”, “Avrat (Kadın) Düğünü”, “Asbap Arkası”, “Erkek Düğünü”, “Süpha”, “Güveği Hamamı”, “Gelin Hamamı”, “Duvak Günü”, ”Duvak Gecesi”, “Gelin Göre”; ölüm gibi acılı günlerde ise “Mevlit”, “Taziye”; Hac’dan gelişte “Hac Yemeği”, “Hac Göre”; çocuklarla ilgili kutlamalarda “Köstek Kırma”, ”Diş Hediği”, “Amin Çağırma” ve günlük hayatın akışı içinde “Kabul Günü/Gün Gezme”, “Sıra Gezme”, “Boş Gece”, “Dağa Gitme” “Leyliye Binme” gibi geleneksel toplantı ve eğlenceler yapılır.
Şanlıurfalı kadınlar çeşitli vesilelerle bir araya gelerek bazen oynar, eğlenir; bazen üzülüp ağlar, bazen de sohbet eder. Bu toplantılarda kadınlar, mutluluğunu, acısını, bilgisini, sofrasını paylaşır. Örf adet ve geleneklerini öğrenir, öğretir ve yaşatır.
KINA GECESİ
Evlenme ile ilgili eğlencelerden biri de “Kına Gecesi”dir. Kına, kız evinde yapılır. Kız tarafı evindeki kına gecesinde geline özel kıyafet giydirilir, gece kızın arkadaşları ve akrabalarının eğlenmesi ile başlar, sonra geceye oğlan tarafından genç kızlar ve kadınlar “zılgıtlar” çalarak katılır ve birlikte tef çalıp türkü söyleyerek eğlenirler. Geline kınayı kirve yakar, etrafında mumlarla dolanır. Genç kızlar, içinde mum yanan ve kına olan tepsi ile “Kınayı Getir Aney”türküsünü söyleyerek gelinin etrafında dönerler. Ayrılık üzerine maniler söyleyerek gelini ağlatırlar. Kına yakılacağı sırada gelin avucunu açmaz, kirve gelinin avucuna hediye olarak altın koyarak elinin açılmasını sağlar. Kına yakıldıktan sonra gelini oynatırlar.
KINA HAMAMI
Kına hamamını kız tarafı yapar. Damat tarafı, kız tarafına kına ve sabun gönderir. Hamama gelin ve yakın akrabaları katılır. Eskiden kına hamamı; “Sultan Hamamı”, “Velibey Hamamı”, “Cıncıklı Hamam”, “Şaban Hamamı” ve “Serçe Hamamı” gibi Şanlıurfa’nın meşhur hamamlarından birinde yapılırdı. Hamamda herkes gelinin başını yıkar. Gelin yıkanırken zılgıtlar çalınıp oyunlar oynanır. Gelinin annesi misafirlerin bütün hamam masrafını öder, gelenlere yiyecek içecek ikramında bulunur, hamam görevlisi “Kayme”yebahşiş verilir. Günümüzde bu adet az görülmektedir.



KADIN DÜĞÜNÜ
Kadın eğlencelerinin en önemlisi düğünlerdir. Eskiden kadın düğünleri avlusu (hayat) geniş evlerde yapılırdı. Kadın düğünü cumartesi günü yapılır, sabahtan öğlene kadar sürerdi. Öğleden sonra da aynı yerde erkek düğünü yapılırdı. Kadın düğünlerinde genellikle keman, cümbüş ve darbukadan oluşan ince saz çalınırdı. Bazen de davul zurna çalınırdı. Keman ve cümbüş çalanlar genellikle gözleri görmeyen (âmâ) kişiler olurdu. Bunların en meşhurları “Kemancı Mame”, “Circo” ile “Boğos”du. Çalanların gözleri görüyorsa, çalanların önüne bir perde çekilir, perdenin arkasında çalarlardı. Ailenin yaşlısı çalanlarla diyaloğa girerek “şunu çalın, bunu çalın” derdi. İnce sazlarla genellikle “Çiftetelli”, “Mevlâna”, “Konyalım”, “Ninno” gibi oyun havaları çalınırdı. Düğün şen geçsin diye, düğünden önce mahallenin iyi oynayan kadınları mutlaka çağrılırdı. Düğüne gelen meşhur oyuncular oyuna kalkmaz nazlanırdı. Oğlan annesi veya Kirve’nin hanımı misafirin kolundan tutar zorla oyuna kaldırırdı. Oyuncu oyuna başladığında zılgıtlar çalınır, oyuncu bütün hünerlerini sergilerdi. Bazı kadınlar halk oyunlarını da bilir kol kola girerek “Düz”, ”Abravi/Lorke” oyunlarını oynar, çok daha maharetli olanlar marhama (mendil) ile dört kişi karşılıklı olarak “Marhama” oyunu oynardı.
Kadın düğününe gelenler yanlarında mevsime göre meyve, çerez olarak, fıstık, çekirdek ve “kavurga”(1) getirir. Bazıları da yemek için “yuvalak”(2) ve “aya köftesi”(3) getirir. Yan yana oturanlar getirdikleri yemek ve çerezlerden birbirlerine ikram ederler. Öğlene kadar süren düğünde herkes oynar. Öğleden sonra, erkekler düğün evine gelmeye başlayınca kadınların düğünü biterdi. Kadınlar, erkek düğününü seyretmek üzere ya odaların içine veya evin damına çıkarlar. Zaman zaman “Zılgıt”(4) çalarak düğünü şenlendirirler. Erkeklerin dörtlü değnek oyunları çok güzel olur, oyunun içinde biri elini kulağına atıp hoyrat söylemeye başlayınca kadınlar zılgıt çalarlar. Bestekâr Abdulkadir Algın bir türküsünde, bu sahneyi şöyle mısralara dökmüştür:


Gelmiş idik arkadaşın toyuna
Marhamanan tutuştular oyuna
Diz çökmüştü bakamadım boyuna
Damlarda zılgıt sesi
Heyatta hoyrat sesi
Dedi: “kapiyda kulam”
Düğünün koptu sesi
Hoyratın koptu sesi
BAYRAMDA GELİN LEYLİSİ (SALINCAK)
Eskiden Şanlıurfa’nın birkaç mahallesinde, evlerde yüksek ağaçların arasına “Leyli”(5) (büyük salıncak) kurulurdu. Kadınlar ve bilhassa genç kızlar bu eve gelir leyliye binip sallanırdı. Bilhassa bayram günleri çok kalabalık olurdu. Leylinin ipleri kendirdendi. Çok yükseklere çıktığından binmek maharet isterdi. “Leyliçi Evi”nin erkek sahipleri, erkeklerin eve girmemesi ve giren çıkan bayanları rahatsız etmemesi için kapıda durulardı. Leyliyi, leylicinin hanımı veya kızları işletirdi. Leylici Keddare, Leylici Leyla, Leylici Zeki zamanın meşhur leylicileri idi.
Kalaboynu Mahallesi’nde Keddare’nin kızları çok meşhurdu. Gelenleri güler yüzle karşılar, leyliye bindirirlerdi. Leyliye binme “dolam” ile olurdu. Bir dolam, 5-10 dakika sürerdi. Leyliye çoğu kez iki bayan binerdi. Karşılıklı binenler önce yavaş yavaş öne arkaya sallanır, daha sonra adeta uçurarak sallanırlardı. Leylici, kaza olmasın diye bazen değnekle tahtaya vurur, yavaşlamalarını sağlardı. Nişanlı kızları, erkek tarafı bilhassa bayramlarda leyliye götürürdü. Leyli evine erkek evinden ve kız evinden yakınlar katılırdı. Gelin geldiği gün leyliçi, leylisini gelin ve yakınlarına tahsis ederdi. Gelin leyliye bindiğinde zılgıtlar çalınırdı. Erkek tarafı misafirlere meyve, çerez ikram eder ve leyliciye bol bahşiş verilirdi.
KIR EĞLENCESİ VE GELİN DAĞI
Eskiden kadınlar çarşamba ve cumartesi olmak üzere Şanlıurfa’nın içinde piknik alanlarına veya yakınlarındaki dağlarda kıra giderdi. Buna “dağa gitme”denirdi. Şehrin içinde Çamlık, Bamyasuyu, Fıstıklık, Eyübün Düzü; şehrin etrafında Çamırlı, Edene, Karaköprü, Cabır, Devteşti, Akpıyar, Akabe, Kesmeler, Merkafe, Ehber, Top Dağı, Meliğin Eyvanı gibi mesire yerlerine gidilirdi. Kırda, “Meyhane Pilavı”, “Şeriyeli Pilav”, “Yaprak Sarması”, “Peynirli Helva” ve “Yumurtalı Köfte” gibi yemekler yapılırdı. Herkes yaptığı yemekten yakınında oturanlara ikram ederdi. Allı-yeşilli sofralar dizilir, yemekler yenir, semaverde yapılan çaylar içilirdi. Gençler mahalli oyunlar oynar eğlenirdi.
Kır eğlenceleri içinde, gelini kıra götürme ayrı bir törendi. Gelinin götürüldüğü kır gezisine “Gelin Dağı” denirdi. Erkek tarafı, gelin ve gelinin yakınlarını kıra davet ederdi. Hep birlikte kıra gidilirdi. Erkek tarafı, gelen misafirlere yemekler, çerezler ikram ederdi. Gençler darbuka veya leğen çalarak türkü söyler eğlenirdi.
KÖSTEK KIRMA
Şanlıurfa’da yeni yürümeye başlayan çocuğun düzgün yürümesi için yapılan geleneksel bir törendir. (Başka yörede “ilk adım töreni” de denir.) Çocuğun annesi, teyzesi, halası, yengesi gibi yakın akrabalar katılır. Çocuğun ayağına çürük bir ip bağlanır. Çocuk yürürken zorlayınca ip kopar ve düşe kalka yürümeye başlar. Böylece çocuğun “kösteği kırıldı” denir. Herkes alkış çalarak çocuğu yürümesi için heveslendirir. Çocuğun annesi törene gelen misafirlere çiğköfte ve tatlı ikram eder.
DİŞ HEDİĞİ
Bebeğin ilk dişi çıktığında yapılan törendir. Yakın akrabaları gelir. Gelirken çocuğa hediye getirir. Annesi de nohut ve buğday haşlamasından “hedik” yapar, yere sofra serilir, içine çocuk oturtulur. Çocuğun önüne bir tepsi içerisinde makas, altın, bıçak, kitap ve ayna konur. Çocuk hangisine elini uzatırsa o mesleği yapacağına inanılır. Makas, terzi; altın, kuyumcu; bıçak, kasap; kitap, okul okumayı; ayna, berber mesleğini temsil eder. Çocuğun başına az miktarda hedik atılır. Herkes alkış çalar ve bebeğin hediyesini verir. Genç kızlar türkü söyleyip eğlenirler.
KABUL GÜNÜ
Kadınlarda gece sıra gezme geleneği yoktur. Eskiden kadınlar arasında kabul günü vardı. Her kadın ayın belli bir günü misafir kabul ederdi. Günümüzde kadınlar, akrabası, komşusu gibi birkaç yakın arkadaşı ile gündüzleri her hafta birinin evinde olmak üzere sıra gezmektedir. Bu gezmelerde; çiğköfte, kadayıf ve şıllık gibi yöresel yemek ve tatlılar ikram edilmektedir.
SON NOTLAR:
1) Kavurga: Şanlıurfa’da yapılan geleneksel kuru yemiş türüdür. Tahıl, çekirdek vb malzemeler kavrularak yapılır.
2) Yuvalak: Bulgur ve et yoğrularak yapılan ve yuvarlak şekilde bir köfte çeşidi.
3) Aya Köftesi: Bulgur ve dövülmüş yağsız etin yoğrulup, avuç içinde şekillendirilip kızartılması
4) Zılgıt: Düğünü şenlendirmek üzere kadınların seri dil hareketleri ile çıkardıkları ses
5) Leyli: Büyüklerin binmesi için yapılan, iki kenarında ipler olan büyük salıncak.