ŞANLIURFA KÜLTÜRÜNDE “SIRA GECESİ” GELENEĞİ
Tarih süreci içerisinde bazı gelenekler yozlaşmakta bazıları da çeşitli nedenlerle kaybolmaktadır. Bazı geleneklerimiz ise yaşamaya devam etmektedir. Günümüzde tüm canlılığıyla gerek Şanlıurfa ve gerekse Şanlıurfa dışında yaşayan Şanlıurfalıların sürdürmekte oldukları geleneklerden biri de yerel halkın sıra gezme dediği “sıra gecesi” geleneğidir.
Yıllardan beri “sıra gecesi” her fırsatta medyanın ilgisini çekmiştir. Sıra gecesinde icra edilen müzik fasılları program yapımcılarının ilgi odağı olmuş ve çeşitli program yapımcıları tarafından çekilerek “sıra gecesi” adıyla hemen hemen bütün televizyon kanallarında yayınlanmıştır. “Züğürt Ağa”, “Eşkıya” gibi birçok filmde sıra gecesi sahnesine yer verilmiştir. Bazı televizyon kanallarında “sıra gecesi” adıyla her hafta yayınlanan müzik programları düzenlenmiştir. Birçok gazete ve dergilerde sıra gecesiyle ilgili haber ve makale çıkmıştır. “Şanlıurfa Sıra Gecesi”, “Şanlıurfa Geceleri” adıyla kasetler çıkarılmıştır. Şanlıurfa’ya gelen misafirlere ve üst düzey bürokratlara “sıra gecesi” adıyla müzikli eğlence geceleri düzenlenmiştir. Çeşitli kuruluş ve derneklerce Şanlıurfa dışında “sıra gecesi” adıyla geceler düzenlenmiştir. Böylece sıra gecesi, Şanlıurfa’da yaşayan bir gelenek olma yanında, Şanlıurfa’nın bir simgesi ve Şanlıurfa kültürünün bir tanıtım gecesi olmuştur” (Akbıyık, 2002, s. 276).
“Sıra gecesi adı altında düzenlenen programların bir kısmında sıra gecesi içindeki sohbet, oyunlar ve müzik gibi bölümler yansıtılmaya çalışılmışsa da birçoğunda sıra gecesinin sadece müzik faslı bölümü yer almıştır. Bu nedenle de sıra gecesi denildiği zaman, yaygın olarak ‘müzik gecesi’ anlaşılmaktadır. Halbuki müzik, sıra gecesinin sadece bir bölümüdür. Sıra gecesinin müzik yanında çok daha başka fonksiyonları da vardır” (Akbıyık, 2001).

GELENEKSEL SIRA GECELERİ
Geçmişi 13. yüzyıla kadar dayanan ve Ahi kültürünün bir devamı olan Şanlıurfa geleneksel sıra gecesi, çeşitli meslekten arkadaşların belirli aralıklarla bir araya geldikleri, sohbet, müzik, geleneksel oyunların oynandığı, çiğköfte, tatlı, çay, acı kahve ikram edilen geleneksel toplantıdır.
Bu toplantılar; birlik, berberlik, dayanışma, yardımlaşma, danışma, istişare, sevgi, saygı ve hoşgörünün hâkim olduğu toplantılardır. Şekil olarak bazı farklılıklar arz etse de amaçları bakımından Şanlıurfa sıra gecesi ile “Çankırı Yaran Meclisi” özünde aynıdır. Bu tür toplantılara Anadolu’nun birçok bölgesinde rastlanmaktadır. “Elâzığ Kürsübaşı”, “Afyon Gezek”, “Adıyaman Harfene”, “Akşehir Sıra Yarenleri”, “Aksaray Oturak Alemi”, “Diyarbakır Velime Gecesi”, “Mardin Sabahiye”, “Gaziantep Sıra Gezmesi”, “Balıkesir Barana”, “Konya Oturak Alemi”, “Isparta Yarenlik”, “Kastamonu Sıraname”, “Kütahya’da Yaren”, “Manisa Yarenler” geleneği de aynı amaca yönelik toplantılardır (Akbıyık, 2006, s. 344).
ŞANLIURFA SIRA GECESİ
Genellikle kış gecelerinde, birbirine yakın yaş grubundaki gençlerin veya orta yaşlardaki arkadaş gruplarının, her hafta başka bir arkadaşın evinde olmak üzere, haftada bir akşam, belirli bir niteliğe ve düzene göre sıra ile yaptıkları toplantılara Şanlıurfa’da sıra gezme veya “sıra gecesi” denmektedir. Kısaca, “sıra gecesi” bir arkadaş grubunun haftada bir kez olmak üzere sıra ile bir araya geldikleri toplantılardır. “Sıra gecelerini erkekler kendi aralarında; kadınlar da ayrı biçimde gündüzleri kendi aralarında düzenlerler. Sıra gecesi kışın ilk haftasında başlar, bahar gelip kıra gitme zamanı gelinceye kadar devam eder” (Akbıyık, 1992, s. 1).
SIRA GECELERİNDE KURALLAR
Sıra grubunun seçilen bir başkanı vardır. İlk yapılan sırada sıranın bir başkanı seçilir. Başkan sıra gecesinin yönetimini üstlenir, kuralları ve yaptırımları uygular. Sıra dışında da sıra arkadaşları arasında irtibatı sağlar; kıra gitme, taziye yemeği yapma, arkadaşları toplama gibi organizasyonları yapar. “Sıra gecelerinin temeli, disiplindir. Sıra gecesine gelişten ayrılışa kadar kurallar dizisi vardır. Sıraya katılan kişi bunlara kesinlikle uymak zorundadır. Bu kurallara uymayan uyum sağlayamayan kişi zaman içinde sıradan ayrılmak zorunda kalır. Sıra gecesinin genel kuralları sıraya katılanlar tarafından umumiyetle bilinir. Sıraya gelme saati, kalkma saati gibi bazı kurallar da sıra elemanlarının ortak kararıyla belirlenir. Bu alınan kararları sıra başkanı uygular” (Akbıyık, 2005, s. 5).
Sıra Gecesine Geliş
Sıraya geliş saati daha önce belirlenmiş saatlerde olur ve geliş saati önemlidir. Herkes belirlenen saatte gelmek zorundadır. Belirlenen saatte gelemeyen, önceden tespit edilen cezayı yerine getirmek zorunda kalır. Sıraya gelenleri, ev sahibi kapıda karşılar ve oturulacak odaya alır. Sıraya önce gelenler ayağa kalkarak gelene buyur eder. Sıraya gelen selam vererek herkesle tokalaşır ve uygun yere oturur. Sırada yaşça büyük olanlar üst tarafta; yaşça küçük olanlar kapıya yakın oturur. Ev sahibi ve sıraya daha önce gelenler, sonradan gelelere “merhaba” derler, sıraya gelen kendisine “merhaba” diyenlere “merhaba” diyerek karşılık verir. Daha önce gelen kişi çok ise cemaatin hepsine birden merhaba anlamına gelen “cemaatize rahmet” der.
SIRA GECESİNDE MİSAFİR AĞIRLAMA
Sıraya davet edilen misafir, genellikle çağıran sıra mensubuyla birlikte gelir, kendisine odanın üst tarafında yer verilir. Misafirler, sıraya getiren kişi tarafından tanıştırılır. Sıradakiler de misafire tanıştırılır. Sıradakilerin tanıştırılması, misafiri getiren tarafından yapılır veya sıradakiler de tek tek sıra ile kendilerini tanıtırlar.
SIRA GECESİNDE SOHBET
Sıranın en önemli fonksiyonlarından biri sohbettir. Sohbete, sıraya gelenlerden hâl hatır sorularak başlanır. Sıraya gelenler birbirlerine sıhhat durumlarını, iş durumlarını sorarak sohbete başlarlar. Sohbet birçok konuda derinleşerek devam eder. Sohbet konuları arasına, o haftaki aktüalite, piyasanın durumu, ekonomi, siyaset, dini konular gibi birçok mevzu girer. Sohbet konusu sıra gezenlerin ilgi alanlarına göre de değişiklik gösterir. Sıra gezenler kuş meraklısıysa ağırlıklı olarak kuşlar üzerine, müzik meraklısıysa müzik üzerine, kültür ağırlıklıysa edebiyat ve şiir üzerine sohbet ederler. Muhtarların gezdiği sırada mahallenin sorunları, siyasi durum gibi dini ağırlıklı bir sıra ise dini konular sohbetin ana konularını oluşturur” (Akbıyık, 2002, s. 277).
Sıra gecelerinde konuşulan konular sıra gezenlerin mesleklerine, kültür ve sanat yapılarına, tahsillerine göre değişiklik arz etse de sırada sağlık, eğitim, ekonomi, sanat, edebiyat, siyaset, dini konular, Şanlıurfa’nın sorunları, Türkiye ve dünya meseleleri gibi hemen her konu konuşulabilir. Bazı sıra gecelerine, sıradakilerin merak ettikleri veya ilgi duydukları konunun uzmanı bir misafir özellikle çağrılır ve onun konuşması dinlenir, ondan istifade edilmeye çalışılır.
SIRA GECESİNDE OYUN
Sıra gecelerinde eğlenmek ve hoşça vakit geçirmek üzere bazı geleneksel oyunlar oynanır. Bu oyunlardan en yaygın olanları “Tolaka” ve “Yüzük Fincan” oyunudur.
Tolaka Oyunu:
Şanlıurfa’da daha çok büyük yaştaki erkekler arasında evlerde sıra gezme ve oda toplanmalarında oynanan bir oyundur. En az 5-6 kişi ile oynanan oyun, oyuncu sayısının fazla olmasıyla daha da heyecanlı ve zevkli olur. Oyun için, avuç içine sığacak büyüklükte bozuk para veya yüzük, oyunda ceza alan oyuncunun eline vurmak üzere bükülmüş havlu, atkı veya kemer kullanılır. Bükülmüş havlu, atkı veya kemere “Tolaka” denir. Oyunun adı buradan gelmektedir.
Odada oturan arkadaşlardan biri ebe olup oyunu başlatır. Oyun başlayınca yerde oturur vaziyetteki oyuncular iki ellerini birleştirerek ileri uzatırlar. Ebe, avuç içine saklanacak bozuk parayı veya yüzüğü eline, tolakayı da koltuğunun altına alarak ayakta bekler. Yerde sıra halinde oturmuş diğer oyuncular avuçlarını birleştirerek ileriye doğru uzatarak ebeyi beklerler. Ebe, her kişinin önünde durarak, birleştirmiş olduğu ellerini oyuncuların birbirine yapışık avuçlarının içinden geçirir. Avcundaki bozuk parayı veya yüzüğü oyuncuların ellerine bırakır gibi yaparak tüm oyuncuları dolaşır. Ebe, bu işi birkaç defa tekrarlayabilir. Tüm oyuncuları birkaç defa dolaşan ebe, avucunda sakladığı bozuk parayı kimseye belli etmeden herhangi bir oyuncunun avcuna bırakır. Bozuk para eline bırakılan oyuncunun paranın elinde olduğunu belli etmemesi gerekir. Ebenin sorduğu herhangi bir oyuncu, saklanan paranın kimde olduğunu bilirse, ebenin avucuna, bükülmüş havlu ile bir kere vurur. Böylece kendisi yeni ebe olur ve oyunda yerini alıp oyuna baştan devam edilir. Yeni ebe oyuncuları dolaşarak tekrar parayı birinin avcuna bırakır. Oyunculardan birine paranın kimde olduğunu sorar. Sorduğu oyuncu, gösterdiği oyuncunun elinde para çıkmaz, paranın kimde olduğunu bilmezse, bu kez yeni ebe ceza olarak onun eline, avcunda para saklı olan oyuncunun söyleyeceği adet kadar tolaka ile vurur. Eğlenceli oyun bu turda sona erer. Oyun yeniden başlar, aynı ebe ile ikinci tur oyuna aynı şekilde devam edilir. Oyun belirlenen tur sayısı kadar oynanır.
Yüzük Fincan Oyunu: (K.K.1)
Şanlıurfa’da geleneksel sıra gecelerinde oynanan oyunlardan biri “Yüzük Fincan Oyunu”dur. Buna “Yüzük” oyunu da denir. Anadolu’nun başka yörelerindeki geleneksel toplantılarda da bu oyuna rastlanır. Bu oyun iki grup arasında kulpsuz fincan (acı kahve fincanı) ile oynanır. Tepside dizili fincanlardan birinin altında saklı olan yüzüğü bulmak oyunun temel özelliğidir.
Sıra gezen arkadaşlar iki grup olur, oyuna başlayacak grup tepsiyi ve fincanı alarak diğer grubun göremeyeceği yerde, yüzüğü tepside ters dizili fincanlardan birinin altına saklar. Oyunu başlatan (yüzüğü saklayan) grup, fincanlardan birinin altına yüzük saklamış oldukları tepsiyi diğer grubun önüne bırakır. Yüzüğü bulacak grup, aralarında düşünüp tartışarak, yüzüğün hangi fincanın altında olduğunu şans ile belirleyip bulmaya çalışır. Fincanları kaldırmak grup temsilcisi tarafından yapılır. Temsilci, ellerini fincanların üzerinde şöyle bir gezdirirken, fincanı saklayanların yüzlerine bakar ve heyecanlanıp heyecanlanmadıklarını anlamaya çalışır. Fincanlar üzerinde parmağını dolaştırırken, hangi fincan üzerindeyken saklayan grubun yüz ifadelerinin değişip değişmediğine bakar. Belirlediği fincanın kaldırılması konusunda arkadaşlarının fikrini alır ve karar verilen fincan kaldırılır. Yüzüğü bulduğu her fincan için kendi grubuna ceza puanı yazılır. Oyun, önceden kararlaştırılan ceza sayısına ulaşıncaya kadar devam eder. Kaybeden taraf, önceden belirlenen cezaya katlanır.

Yüzük fincan oyunu için gerekli gereçler: Oyunu oynamak için 6 adet veya 9 adet “kulpsuz fincan” (porselen fincan kırılgan olduğundan bulunursa tunçtan yapılmış fincan da kullanılır), bir “yüzük” ve fincanların dizileceği bir “tepsi” gereklidir.
Oyun başlamadan oyunla ilgili bazı hususlar: Yüzük fincan oyununa başlamadan önce oyunun kaç sayıda biteceği, oyunun sonunda cezanın ne olacağı kararlaştırılır. Oyun 100 sayıda bitecek ve kaybeden taraf 2 tepsi kadayıf ısmarlayacak veya “sıra kasası”na 1.000 TL ödeyecek (1) şeklinde karar olabilir. Kaybeden grup üyeleri, ceza olan masrafı eşit olarak karşılar.
“Yüzük-Fincan Oyunu”na başlama, sayı alma ve tepsinin karşı tarafa geçmesi:
Sıra gezen arkadaşlar, 10 kişi ise 5’er, 5’er olmak üzere iki guruba ayrılır. Her grubun bir temsilcisi olur. Örnek olarak; birinci grubun temsilcisi Hüseyin ve ikinci grubun temsilcisi Abuzer oldu. Oyunun başında tepsinin hangi tarafa verileceğinin tespiti için sıra başkanı, yüzüğü 6 fincandan herhangi birinin altına saklayıp tepsiyi ortaya getirir. Grup temsilcileri Hüseyin ve Abuzer, sıra ile fincanları kaldırmaya başlar. Kim yüzüğü önce bulursa tepsiyi alıp yüzüğü saklama hakkını elde eder. Diyelim ki, Hüseyin yüzüğü buldu ve tepsiyi aldı. Hüseyin, grup arkadaşları ile odanın bir köşesinde bir araya gelir ve tepside ters olarak dizili 6 fincandan herhangi birinin altına yüzüğü saklar. Tepsiyi Abuzer’in grubunun önüne koyar.
1) Ceza puanı verilmesi kuralı: Yüzüğü bulmaya çalışan grup, yüzüğü son fincana kadar bulamadığında oyun yeniden karşı tarafın yüzüğü saklaması şeklinde devam eder. Yüzüğü bulduğunda ise, (elindeki bir adet+kalan fincan adedi toplamı kadar) kendisine ceza yazılır.
Bu kuralın iki istisnası vardır:
a) Yüzüğü bulmaya çalışan grup, 2’nci açtığı fincanda yüzüğü bulursa grubuna (elindeki bir adet+kalan fincan adedi toplamı kadar değil) 10 puan ceza yazılır. Tepsiyle oyun başlatma kendi tarafına geçer.
b) Yüzüğü bulmaya çalışan grup 5’inci fincanda yüzüğü bulamaz ise (açtığı fincan+kalan fincan adeti kadar) 2 puan ceza yazılır. (1’den 5’e kadar fincanlarda yüzük bulunduğunda ceza yazılırken, 5. fincanda, fincan bulunmadığında ceza yazılır. Bunun nedeni ise 5 fincanda yüzük yoksa artık 6. fincanda olduğu belli olmasıdır. Böylece 5. fincanda yüzüğü bulmadığı halde 2 puan ceza verilir).
2) Tepsinin karşı gruba geçmesi: Yüzüğü bulmaya çalışan kişi, birinci ve sondan ikinci (6 fincanla oynanırken 5’inci) fincanda yüzüğü bulursa, tepsi kendi grubuna geçer. Bu oyunda önceden belirlenen ceza puanına ulaşan grup oyunu kaybettiğinden oyuncunun esas mahareti, tepsiyi sondan ikinci fincanda bularak ceza yemeden tepsiyi almak ve tepiyi aldıktan sonra da mümkün olduğu kadar da karşı tarafa ceza yazdırmaktır.
Örnek: Sıra gezen 10 kişilik arkadaş gurubu, 5’er kişilik iki guruba ayrılır. Birinci grubun temsilcisi Hüseyin ve ikinci grubun temsilcisi Abuzer olmuş ise “Sıra Başkanı”nın dizdiği tepside, yüzüğü Hüseyin bulur ise onun grubu oyuna ilk başlama hakkını elde eder, grup yüzüğü ters konumda olan 6 fincandan birinin altına saklar, tepsiyi Abuzer ve arkadaşlarının önüne koyar. Abuzer ve arkadaşları, yüzüğün hangi fincan altında olduğunu anlamaya çalışır. Abuzer, elini değdirmeden tepsideki fincanlar üzerinde gezdirir. Bazı fincanların üzerine geldiğinde, acaba yüz ifadelerinde bir değişiklik oluyor mu diye Hüseyin ve arkadaşlarının yüz ifadelerini dikkatli şekilde takip eder. Abuzer ve arkadaşları aralarında, yüzük şunda yok bunda diye istişare ederek açılacak fincanı belirlemeye çalışır. Sonunda belirledikleri fincanı temsilcileri Abuzer açar. Yüzüğü belirleme ve bulma aşamasında gruplar arasında şakalaşmalar, neşeli atışmalar olur.
1’inci fincanı kaldırma: Abuzer, yüzüğü 1’inci fincanda bulamadı ise 2’nci fincanı kaldırarak oyuna devam eder. (Yüzüğü 1’nci fincanda bulur ise, Abuzer’e 6 ceza puanı yazılır. Hüseyin yüzüğü yeniden saklayıp tepsiyi getirir).
2’nci fincanı kaldırma: Abuzer 1’inci fincanda yüzüğü bulamadı ise 2’nci fincanı kaldırır.
Abuzer, yüzüğü 2’nci fincanda da bulamadı ise diğer fincanı kaldırmayla oyun devam eder (Yüzüğü 2’nci fincanda buldu ise Abuzer’in grubuna 10 ceza puanı yazılır. Tepsi Abuzer’in grubuna geçer, Abuzer’in grubu yüzüğü saklamayla oyuna devam eder)
3’ncü fincanı kaldırma: Abuzer 2’nci fincanda da yüzüğü bulamayınca 3’üncü fincanı kaldırır. Abuzer, yüzüğü 3’üncü fincanda da bulamaz ise oyun devam eder (yüzüğü 3’üncü fincanda bulur ise, Abuzer’in grubuna 4 puan (elindeki fincan+kalan 3 fincan=4) ceza yazılır. Hüseyin yeniden yüzüğü tepside saklayıp oyuna baştan devam edilir)
4’ncü fincanı kaldırma: Abuzer 3’üncü fincanda da yüzüğü bulamaz ise 4’üncü fincanı kaldırır. Abuzer, yüzüğü 4’üncü fincanda da bulamaz ise oyun devam eder (yüzüğü 4’üncü fincanda bulur ise, Abuzer’e 3 puan (elindeki fincan+kalan 2 fincan=3) ceza yazılır. Hüseyin’in grubu yeniden yüzüğü tepside saklayıp oyuna baştan devam edilir)
5’inci fincanı kaldırma: Abuzer 4’üncü fincanda da yüzüğü bulamayınca bu kez 5’inci fincanı kaldırır. Abuzer yüzüğü 5’inci fincanda da bulamaz ise (artık yüzüğün 6. fincanda olduğu anlaşılmış olup oyun yenden başlar) Abuzer’e 2 puan (elindeki fincan+kalan 1 fincan=2) ceza verilir. Hüseyin’in grubu yeniden tepside yüzüğü saklayıp oyunu başlatır. Abuzer yüzüğü 5’nci fincanda buldu ise ceza uygulanmadan tepsi Abuzer’e geçer. Abuzer ve arkadaşları yüzüğü saklayarak oyuna başlarlar.
Böylece oyun, önceden kararlaştırılan 100 ceza puanına ulaşıncaya kadar devam eder. Hangi grup en erken 100 ceza puanına ulaşır ise oyunu kaybetmiş sayılır ve önceden belirlenen cezayı öder.

SIRA GECESİNDE MÜZİK
Sıra gecelerinde usta-çırak geleneği içerisinde müzik ve makam geleneğine uygun olarak icra edilir. Herhangi bir enstrüman çalan veya okuyabilen kişilerin oluşturduğu sıralarda Şanlıurfa makam geleneği içerisinde müzik icra edilir. Müzik faslı Rast veya Divan makamından başlayarak, Uşşak, Hicaz ve gecenin durumuna göre diğer makamlarla devam ederek Kürdi veya Rast makamıyla son bulur. Bu makamlar icra edilirken o makama göre şarkı ve türkü okunur. Arada ise hoyrat ve gazel okunur. Müziğe yeni başlayanlar bu gecelerde ustaları dinleyerek müzik bilgilerini ve makamları öğrenirler. Bu yönüyle sıra gecelerine “halk konservatuarı” da denilebilir. Şanlıurfa’nın yetiştirdiği Mukim Tahir, Kel Hamza, Damburacı Derviş, Tenekeci Mahmut, Kazancı Bedih, İbrahim Tatlıses, Mehmet Özbek, Mahmut Coşkunses gibi daha sayabileceğimiz birçok ünlü, sıra gecelerinde yetişmiş ve ustalık dönemlerinde de çırakları kendilerinden istifade etmiştir.
Şanlıurfa’da müziğin gelişmesi, yaşatılması ve yeni bestelerle sanatçıların ortaya çıkışında en önemli faktör sıra geceleridir diyebiliriz.
SIRA GECESİNDE İKRAM
“Sıra gecesinde yapılacak yemek çeşidi ilk sıra gecesinde kararlaştırılır. Her sıra elemanı bu kurala uymak zorundadır. Mesela, ikram çiğköfte ve tatlı olarak kararlaştırılmışsa bu ikram edilir, ilave bir ikramda bulunana ‘bunu davet kabul ettik, bu nedenle sırayı tekrar yapacaksın’ denilerek ceza verilir. Amaç arkadaşlar arasında ayrım yapılmayarak eşitliğin sağlanması ve sıra gezenleri yemek çeşidi çıkarma yarışına sokmamaktır” (Akbıyık, 2005, s. 4).
Sırada Mırra (Acı Kahve) ve Çay İkramı
Sıraya gelenlere ilk olarak acı kahve ikram edilir. Acı kahveye Şanlıurfa’da “Mırra” denilir. Acı kahve yapmak için önce yeşil kahve kavrulur ve iri çekilir. Çekilen kahve “gümgüm” denen büyükçe cezveye konularak iyice kaynatılır. Kaynayan kahve başka bir cezveye süzülür ve dinlenen kahve tekrar süzülür. Süzülen kahveye “hél” denen ve özel bir tad veren bitki tohumu da konur ve kaynatılarak sıcak olarak misafirlere ikram edilir. Kahve, misafirlere özel kulpsuz fincanlarla sunulur. Mırra, fincanın dibine az miktarda konulur ve iki defa verilir. Acı kahvenin yapılması gibi içilmesinin de kendine has kuralları vardır. Bu kurallardan birkaçını şöylece sıralayabiliriz: Sıra gecesinde acı kahve, misafirler ilk geldiğinde ve kalkacakları sırada olmak üzere iki defa ikram edilir. Her ikramda fincana az miktarda acı kahve konur, misafir kahveyi içer ve fincanı geri uzatır. Mırrayı dağıtan, tekrar fincana az miktarda kahve koyarak misafire verir. Misafir, ikinci kez uzatılan kahveyi de içerek teşekkür eder ve fincanı, kahveyi dağıtana geri verir. Burada iki husus vardır. Kahveyi içen, kahve fincanını yere koymamalı ve mutlaka kahveyi verene geri vermelidir. Kahveyi içenin fincanı yere veya masaya koyması kahveyi dağıtana büyük hakaret sayılır. Bunun cezası, kahveyi veren bekârsa evlendirilmesi veya fincanın altınla doldurulup bunun kahveyi dağıtana verilmesidir. Şanlıurfa’ya gelen yabancıların çoğu bu kuralı bilmedikleri için çoğu kez fincanı yere koyar, orada bulunan, bu kuralı o yabancıya hatırlatır ve kahveyi dağıtana da onun yabancı olduğunu ve bu kuralı bilmeden fincanı yere koyduğunu, amacının hakaret olmadığını söyleyerek “hoş görmesini” ister.
Sıra gecesinde acı kahveden sonra çay ikram edilir. Çay biraz geciktiğinde sıra arkadaşlarından bazıları esprili bir şekilde çayın geciktiğini ev sahibine hatırlatırlar “Yahu bu çayınız Halep’ten mi geliyor? Niye böyle gecikti?”, “Çay suyunuz yoksa komşudan getirelim” veya birkaç arkadaş “Çay içinde adalar” gibi içinde çay geçen türküleri söylemeye başlarlar. Ev sahibi çayın geciktiğini anlar ve hemen çayları getirir.

Sıra gecesinde acı kahve ve çaydan başka, yazın ayran ve şurup ikram edildiği de olur. Sıra gecelerinde alkollü içecekler içilmez.
Sıra Gecesinin Baş Yemeği “Çiğköfte”
Sıra gecelerinde ikram olarak “çiğköfte” yapılır, nadiren diğer yemekli sıra geceleri de vardır. Diğer bir ifade ile “çiğköfte sıra gecelerinin değişmez yemeğidir” diyebiliriz. “Sıra gecesinde sohbet veya müzik faslı biterken köfteyi yoğuracak kişi ve ona yardımcı olacaklar köfte yoğurmak üzere kalkıp daha önce bulguru, eti, isotu (kırmızı pul biberi) ve diğer malzemelerin hazırlanmış olduğu diğer odaya geçerler. Köfteyi yoğuracak olan, elini güzelce yıkayarak işe başlar. Yoğrulan köfte kıvamına geleceği sırada sofra serilmeye başlanır. Köfte ile beraber yenilecek has (marul), beyaz lahana, salatalık, turp, nane, pırpırım (semizotu) ve Şanlıurfa’da yetişen hardal, kuzukulağı, suyarpızı, tuzik pendik ve tere gibi dereotlarından mevsimine göre bulunanlar sofraya dizilir. Ayran ve ekmek de sofraya konulduktan sonra hazır olan çiğköfte herkese bir tabak olacak şekilde servis yapılır” (Akbıyık, 1997, s. 147).

İyi köfte yoğurmak bir meziyettir. Sıraya gelen her kişi iyi köfte yoğuramaz. Her sıranın çiğköfte yoğuranı bellidir ve o kişi veya kişiler sıra gecesinde köfteyi yoğururlar. İyi yoğuramayan biri, köfte yoğurursa köfteyi hamurlaştırır, yiyenler “yuvalak köftesine benzemiş” gibi nüktelerle yoğurana takılırlar; köfteyi yoğuran, yoğurduğuna yoğuracağına pişman olur.
Sofrada çiğköftenin yanında bostana, salatalık veya maruldan yapılmış cacık, zeytin bostanası veya koruk salatası, çoban salatası gibi salata ve cacıklar ikram edilir.
Rahatsızlığı nedeniyle yiyemeyenler ve misafirler hariç, çiğköfte ikram edildiğinde, herkes tabağındakini bitirir. Tabakta çiğköftenin kalması çiğköftenin iyi yoğrulmadığı veya malzemelerinin beğenilmediği manasına geldiği için hoş karşılanmaz.
Sıra Gecesinde Tatlı
Sıra gecelerinde çiğköfteden sonra kadayıf, şıllık, katmer, baklava veya daş ekmeği, küncülü akkıt, palıza ve şire gibi mahalli tatlılardan herhangi biri ikram edilebilir. Sıra yapılan evin hanımı maharetli ise bu tatlıları gündüzden hazırlar.
Sıra Gecesinin Bitiş Vakti
İlk sıra gecesinde sıra yapılacak eve geliş ve gidiş saatleri de belirlenir. Genellikle 19.00-20.00 saatleri arası gelinir; gece 23.00-24.00 arası belirlenen saatte sona erer ve topluca kalkılır. “Gece ilerleyip diğer ikramlar, sohbet ve müzik faslı bitince, sıra gecesinin sonuna yaklaşıldığını hatırlatmak için misafirlere bir acı kahve daha verilir. Bir sonraki hafta başka bir evde buluşmak üzere gece sona erer” (Kürkçüoğlu, 2017, s. 16).
SIRA GECESİ’NİN ŞANLURFA KÜLTÜR HAYATINDAKİ YERİ
Televizyon, dizi ve sinema filmlerinde sıra geceleri ile ilgili görüntüler yayınlanınca, halkın hoşuna gitmekte ve ilgisini çekmektedir. Son yıllarda “Sıra Gecesi” medyada sıkça yer almış ve sıra gecelerinin müzik kısmı ön plana çıkarılmıştır. Bu nedenle kamuoyunda “Sıra Gecesi” denildiği zaman, çoğu insan bunu “Müzik Eğlence Gecesi” olarak algılamaktadır. Şanlıurfa’ya gelen turistlerin talebi üzerine Sıra Gecesi Müzik Ekipleri kurulmuş, konukevi, otel ve diğer mekânlarda misafirleri eğlendirmek amacıyla sıra gecesi adı ile geceler yapılmaya başlanmıştır. Bu gecelerin ismi “Sıra Gecesi” olsa da geleneksel olandan farklı turizm amaçlı eğlence geceleridir.
Şanlıurfa’da halk arasında yaşayan “Geleneksel Sıra Geceleri”, gerek yapılan yer ve gerekse içerik ve amaçları bakımından “Turizm Amaçlı Sıra Geceleri”nden çok farklıdır. Yüzyıllardan beri yaşanan ve günümüzde de yaygın olarak sürdürülen Şanlıurfa kültüründe önemli fonksiyonları icra etmektedir. Sıra gecesi geleneğinin, Şanlıurfa kültür hayatındaki yeri şu başlıklarla sıralayabiliriz:
“Sıra Gecesi” Hoşgörüdür, Sevgidir
Sıra geceleri sayesinde insanlar birbirleriyle tanışır, konuşur, arkadaşlıklar, dostluklar oluşur. Şanlıurfa’da birlik, beraberlik, sevgi ve hoşgörünün tohumu sıra gecesinde atılır, yıllarca süren sıra gecelerinde bu tohum büyür ve ulu bir çınar olur. Bu nedenle Şanlıurfa’da sıra gecesi ve “sıra arkadaşlığı” çok önemlidir. Yıllarca süren sıralardaki arkadaşlıklar, zamanla yakın dostluklara dönüşür.
“Sıra Gecesi” Bir Halk Mektebidir
Şanlıurfalı; cemaatle oturup kalkmayı, gelenek ve göreneklerini, adab-ı muaşeret kurallarını, cemaatte konuşmanın adabını, yeri geldiğinde konuşmayı, yeri geldiğinde dinlemeyi ve büyüğüne saygıyı sıra gecelerinde öğrenir. Sıra gecelerinde zaman zaman çeşitli kitaplar okunur ve yorumları yapılır. Böylece sıra gecesi, eğiten ve öğreten bir halk mektebidir.
“Sıra Gecesi” Nezih Bir Sohbet Ortamıdır
Sıra gecelerine davet edilen edebiyatçılar, şairler, bilim ve din adamları dinlenir, onların bilgilerinden istifade edilir. Menkıbeler, kıssalar ve fıkralar anlatılarak faydalı sohbetler yapılır.
“Sıra Gecesi” Acıyı ve Mutluluğu Paylaşmaktır
Ölüm ve düğün gibi birçok acı ve tatlı olay sıra arkadaşlarınca birlikte paylaşılır. Sıra arkadaşlarından birinin yakını ölürse diğer arkadaşları cenazenin hazırlanmasından kaldırılmasına kadar arkadaşlarının yanında olurlar ve acısını hafifletmeye çalışırlar. Yine sıra arkadaşlarının düğün, sünnet vb. mutlu günlerinde yanında olur, mutluluklarını da paylaşırlar.
“Sıra Gecesi” Tanışmaktır, Kaynaşmaktır
Sıra geceleri sayesinde insanın çevresi genişler. Sıraya zaman zaman misafirler çağrılır, onlarla tanışılır. Bazı sıra gecelerine iş adamları ve bürokratlar da çağrılır. Gelen misafirler sıra elemanlarını, sıra elemanları da misafiri tanımış olur. Böylece sıra gecesi tanışmaya, bürokratlarla kaynaşmaya ve devlet-halk bütünleşmesine vesile olur.
“Sıra Gecesi” Bir “Halk Konservatuarı”dır
Şanlıurfa’da müziğin gelişmesi ve yaygınlaşmasının en büyük nedeni sıra geceleridir. Bu geceler, usta-çırak geleneğine uygun olarak müziğin öğretildiği ve icra edildiği meşk ortamıdır. Müzikle ilgilenenler bu gecelerde türküyü, gazeli, hoyratı, şarkıyı, makamı, usulü ve notayı öğrenir. Müzik terbiyesini burada alır. Bu yönüyle sıra geceleri, bir “halk konservatuarı”dır.
“Sıra Gecesi” Çok Yönlü Bir Cemiyettir
Çeşitli hobileri ve özel ilgi alanları olanlar kendi aralarında sıra gecesi grubu oluştururlar. Bu gecelerde sevdikleri konuları konuşur, görüş ve bilgi alışverişinde bulunurlar. Bu yönüyle sıra gecesi; bir cemiyet gibi fonksiyon üstlenmiş olur.
“Sıra Gecesi” Bir İstişare Toplantısıdır
Şanlıurfa’nın sosyal, kültürel ve ekonomik sorunları sıra gecesinde konuşulur tartışılır ve çözüm yolları üretilir. Önemli birçok konuda kararlar alınır ve uygulanır. Meselâ, Şanlıurfa’nın düşman işgalinden kurtarılması ile ilgili ilk toplantı bir sıra gecesinde yapılmıştır. Bu yönüyle sıra geceleri birer istişare toplantılarıdır.
“Sıra Gecesi” Bilgilenme Toplantılarıdır
Sıra geceleri; ekonomik ve sosyal konuların konuşulduğu, bilgilenme toplantılarıdır. Gündemdeki konular (piyasa ve ticari durum, mevsim mallarının fiyatları, sanayinin durumu, yapılan yatırımlar gibi) sıra gecelerinde konuşulur.
“Sıra Gecesi” Bir Siyaset Okuludur
Sıra gecesinde aynı veya değişik siyasi görüş sahibi kişiler bir araya gelebilir. Memleket meseleleri konuşulur, tartışılır ve bazen de ortak kararlar alınır. Seçim zamanının yaklaştığı günlerde, siyasiler sıra gecelerine katılır ve oradaki insanlara; görüşlerini, planlarını, programlarını anlatarak, sıra grubu elemanlarının görüşlerini alırlar.
“Sıra Gecesi” Yardımlaşmadır, Dayanışmadır
Sıra geceleri, sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın yoğunlaştığı ve pratiğe dönüştüğü ortamlardır. Sıra gecelerinde cezalardan toplanan paralar, gerektiğinde üzerine para ilave edilerek fakir kimselere yiyecek ve giyecek alımında kullanılır, hayır kurumlarına dağıtılır veya öğrencilere burs olarak verilir.
“Sıra Gecesi” Bir Terapi Gecesidir
Sıra gecesinde bir araya gelen arkadaşlar; sohbet eder, muhabbet eder, şakalaşır, çalar, söyler ve eğlenir. Çay, kahve içilir ve çiğköfte yenilir. Sevdiği ve güven duyduğu arkadaşları ile birlikte 4-5 saat geçiren sıra mensubu, böylece haftanın yorgunluğunu ve stresini üstünden atıp rahatlar ve huzur bulur. Bu yönü ile sıra geceleri adeta bir terapi gecesidir.
“Sıra Gecesi” Geleneklerin Yaşatıldığı Gecelerdir
Sıra gecelerinde bazen “tolaka” veya “yüzük-fincan oyunu” gibi geleneksel oyunlar oynanarak hoşça vakit geçirilir. Böylece geleneksel oyunlarımız da yaşatılmış olur.
“Sıra Gecesi” Şanlıurfa’nın Tanıtıldığı Gecelerdir
Şanlıurfa veya başka memleketteki Şanlıurfalıların sıra gecelerinde; Şanlıurfa gelenekleri, yemekleri tatlıları ve müziği misafirlere sunulur, böylece Şanlıurfa’nın kültürel ve sosyal tanıtımı yapılır. Bu yönüyle sıra gecesi bir lobi faaliyeti üslenmiş olur.
“Sıra Gecesi” Sevgi, Barış ve Hoşgörü Ortamıdır
Sıra gecelerinde iki aile veya arkadaş arasındaki kırgınlıklar, dargınlıklar istişare edilir ve haklı haksız belirlenir. Bu kişilerin araları bulunarak barıştırılır. Bu yönüyle sıra geceleri, sevgi, barış ve hoşgörü ortamıdır.
Özet olarak Sıra geceleri;
Arkadaşlıktır, dostluktur
Paylaşmaktır, tanışmaktır
Kırgın olanla barışmaktır
Sevgidir, hoşgörüdür
Fedakârlıkta yarışmaktır
Sıra geceleri;
Âşıkların ‘saz’a geldiği
Çırakların ‘diz’e geldiği
Ustaların ‘söz’e geldiği
Âriflerin ‘öz’e geldiği
Yüreklerin yanıp ‘köz’e geldiği
Gönül güzelliklerinin ‘göz’e geldiği gecelerdir.
Sıra geceleri;
Ses, saz, söz üstüne sohbettir.
Şiirdir, edebiyattır,
Musikidir, muhabbettir.
Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:
Şanlıurfa kültür hayatında önemli bir yere sahip olan “sıra gecesi” geleneği çok yaygın bir şekilde Şanlıurfa’da ve Şanlıurfa dışındaki Şanlıurfalılar arasında halen devam etmektedir. Birçok geleneğimizin yozlaştığı ve bir kısmının kaybolduğu günümüzde, “sıra gecesi” geleneğinin yaşıyor olması bir şans ve bir güzelliktir, Sıra gecesi geleneğinin sürdürülmesi, bu kadar olumsuz tesirlere karşı halkımızın kendi geleneklerine sahip çıktığının bir göstergesidir. Bu nedenle “sıra gecesi” geleneğinin bugün olduğu gibi yarınlarda da devam etmesi halisane dileğimizdir.
SON NOTLAR:
1) Sıra Kasası: Genellikle sıra üyelerinden biri “sıra kasası” olur. Bazı sıra gezmelerinde üyelerden belirli bir para toplanır. Toplanan bu paralar ve sırada oynanan oyundan elde edilen paralar, kasa olan kişide toplanır. Toplanan bu para, sıra adına yapılacak çeşitli ödemelerde kullanır. Mesela sıra arkadaşlarının birinci derecede bir yakını vefat ettiğinde sıra adına yapılacak taziye yemeği masrafı “sıra kasası”ndan karşılanır. Veya bir öğrenciye burs verilecek ise bir fakire yardımda bulunulacak ise, ödeme bu “sıra kasası”ndan karşılanır. Sıra arkadaşları kışın evlerde sıra gezer, yazın da mesire için dağa, bağa bahçeye gider. İşte yazın mesire için gidileceği zaman, masraflar bu “sıra kasası”ndan karşılanır. Yüzük fincan oyununda kaybeden taraf önceden belirlenen parayı sıra kasasına öder.
KAYNAKÇA
Akbıyık, Abuzer. (1992). “Şanlıurfa Folklorunda Sıra Gecesi Geleneği”, İş Bankası Kültür ve Sanat Dergisi.
Akbıyık, Abuzer. (1997). “Şanlıurfa Folklorunda Sıra Gecesi Geleneği”, Her Yönüyle Şanlıurfa 1997 İl Yıllığı, Şanlıurfa Valiliği Yayınları, ss. 146-147, Şanlıurfa.
Akbıyık. Abuzer. (2001). “Şanlıurfa’da Sıra Gecesi Geleneği”, Türk Halk Kültüründen Derlemeler-1998, Kültür Bakanlığı HAGEM Yayınları, Ankara.
Akbıyık, Abuzer. (2002). “Şanlıurfa’da Sıra Gecesi Geleneği”, Şanlıurfa Uygarlığın Doğduğu Şehir, ŞURKAV Yay.: 26, Tisamat Mat., Ank., ss. 276-291.
Akbıyık, Abuzer. (2005). Urfa Sıra Gecesinden, Çankırı Yaran Meclisine, (Bildiri: 17 Eylül 2004), Çankırı Valiliği Yayınları, II. Çankırı Kültürü Bilgi Şöleni Bildirileri, Çankırı.
Akbıyık, Abuzer. (2006). Şanlıurfa Sıra Gecesi, Elif Matbaası, Şanlıurfa.
Kürkçüoğlu, Sabri. (2017). Şanlıurfa Sıra Gecesi Geleneği ve Türküleri, ŞURKAV Yayınları, Şanlıurfa.
Akbıyık, Abuzer. (2018). “Şanlıurfa’dan Elazığ’a Sıra Gecesi’nden Kürsübaşı’na” Bildiri, Elâzığ Belediyesi ve Türkiye Yazarlar Birliği, “Şehir Kültürü-Kültürlü Şehir” Konulu Sempozyumu, 06 Ekim 2018, Elâzığ.
Kaynak Kişiler
K.K.1: Hüseyin Akbıyık ile 18.01.2025 tarihinde yapılan görüşme