ŞANLIURFA’DA GELENEKSEL TOPLANMALAR VE GEZMELER
Geleneksel sohbet toplantıları ile kadın ve erkek eğlenceleri, bir şehrin kimliğini ve kent belleğini oluşturan, taşıdığı sembollerle ait olduğu coğrafyanın inançlarını, geleneğini, dilini ve diğer kültür unsurlarını ihtiva eden kolektif bellek alanlarıdır. Bu sohbet toplantıları ve eğlenceler, geleneksel sözlü kültürün oluştuğu, taşındığı, tekrar edilip sürdürülebilir kılındığı hafıza mekânlarıdır. Ayrıca bu eğlence ve geleneksel sohbet toplantıları, bireylerin sosyalleşip toplumsallaştığı ve kendilerini bir gruba veya topluma ait hissetmelerine vesile olan sosyalleşme alanlarıdır.
Sözlü kültürün ve geleneksel yaşam tarzının uzun yıllar hâkimiyetin sürdürdüğü Şanlıurfa, muhafazakâr toplumsal yapısına karşın kadın ve erkek eğlenceleri açısından çeşitlilik gösteren bir şehirdir. Bu kapsamda otantik bağlamından çıkarılarak kültür endüstrileri yoluyla ulusala taşınan sıra geceleri ve dağ yatıları gibi erkeklere özgü toplantıların yanında kadınlar arasında icra edilen avrat düğünü, kına hamamı, gelin leylisi (salıncak), kır eğlenceleri, bağ-bahçe gezmeleri sıralanabilir. Bu eğlencelerde en temel ve keskin şifahi kural erkeklerin ve kadınların ayrı ayrı mekânlarda eğlenmeleridir. Bu bölümde Şanlıurfa’daki kadın ve erkek eğlenceleri bağlam unsurları göz önünde bulundurularak verilmeye çalışılacaktır.
SIRA GECELERİ
Sıra gecesi geleneği köken itibarı ile menşei tam olarak belirlenemese de Şanlıurfa halk kültüründe, özellikle şehir kültüründe, geçmişten beri var olagelmiştir. Bu bağlamda sıra gecesi geleneği şehre özgü bir toplantı biçimidir. “Sıra gecesi; Şanlıurfa’da kış gecelerinde birbirine yakın yaş grubundaki gençlerin veya orta yaşlardaki arkadaş gruplarının, belirlenen gecelerde her defasında başka bir arkadaşın evinde olmak üzere sıra ile belirli bir niteliğe ve düzene göre yaptıkları toplantılardır” (Akbıyık, 2006). Yörede “sıra” “sıra gezmesi”, “sıra gecesi” gibi adlarla anılan bu toplantıların fütüvvet ve ahilik oluşumlarıyla ilişkili olduğu düşünülmektedir.
Sıra geceleri, yöredeki gençlerin saygıyı, adab-ı muaşereti, gelenek ve görenekleri öğrendiği bir yer olması dolayısıyla “halk mektebi”; zaman zaman çeşitli kitapların değerlendirilmesi cihetiyle bir “eğitim-öğretim müessesesi”; yöre müziğinin, mahallî icra tavırlarının gözlem ve usta-çırak ilişkisi içerisinde öğrenildiği bir yer olduğundan “halk konservatuvarı”; yörenin sosyal, kültürel ve eğitime dair sorunlarının konuşulduğu bir yer olması hasebiyle de “istişare toplantıları”nın yapıldığı ortamlar olarak da kabul edilir (Akbıyık, 2002). Bu gecelere zengin-fakir, genç-yaşlı, mektepli-alaylı vb. statü fark etmeksizin herkes katılabilir. Yöre insanının yanı sıra şehre idari veya bürokratik görevlerle gelen vali, kaymakam, emniyet müdürü, milli eğitim müdürü gibi kişiler de kendi aralarında sıra grubu oluşturmaktadır. Günümüzde medyanın etkisiyle bu gecelerdeki “eğlence” unsurunun diğer faktörleri gölgede bırakması, sıra gecelerinin tek boyutlu ve eksik bir biçimde değerlendirilmesine sebep olmaktadır (Kırmızı, 2022, s. 129-130).
Sıra geceleri katılımcıları ortak bir kültürel paydada buluşan, oturup kalkmasını bilen, yörede “cemaat adamı” olarak tabir edilen, 7-8 kişiden başlayıp 15 kişiye kadar ulaşabilen gruplardan oluşur. Ekip oluştuktan sonra grubu yönetecek başkan, başkan yardımcısı ve kalle (kasa) olacak kişiler belirlenir. Grubun hangi sıklıkla toplanacağı, cezalar ve diğer hususlar grubun oluştuğu zaman belirlenir. Sıra geceleri evlerde yapılır, belirlenen hafta sıra kimde ise ev sahibinin evinde toplanılır. Bu gecelerin geçmişte şehir merkezinde bulunan çeşitli hanlardan kiralanan odalarda da yapıldığı vakidir. Mevsimsel olarak daha çok sonbahar ve kış aylarında yapılan sıra geceleri günün akşam saatlerinde yemekten sonra başlar (Kırmızı, 2022, s. 131).
Urfa sıra gecelerinin çok eski dönemlerden beri sürüp gelmesinin, yaşamasının ve büyük bir keyifle yaşatılmasının en önemli sürükleyici unsuru ve nedeni müzik ve müzikli yemek sohbetlerdir. Her ne kadar müzik icrası gecenin belirli bir bölümünde yapılsa da yemek faslı sırasında yapılan sohbet ve muhabbetlerin ana teması da müzik, makam, çalgı ve eski ustaları yâd etme gibi müzikle ilgili konulardır. Başka bir söyleyişle müzik Urfa sıra gecesinin hamuru, harcıdır (Aslan, 2014). Şanlıurfa sıra gecelerinde eğlenme amacıyla sessiz sinema, dama, iskambil, tombala, sinek oyunu, yüzük-fincan, tolaka gibi oyunlar oynanmaktadır. Bu oyunlar genelde bir iddialaşma üzerine oynanır. Kaybeden kişi/taraf ya gruba tatlı ısmarlar ya da sıra kasasına bir miktar para koyar. Bu oyunlardan fincan oyunu ters çevrilen fincanların altına saklanmış yüzüğü bulma esasına dayanır (Kırmızı, 2022, s. 133). Bu gecelerin en önemli bölümlerinden biri de gecenin farklı zamanlarında yapılan ikramlardır. Bunlar arasında gelişin ilk dakikalarında ikram edilen mırra, çay; gecenin ana menüsü olan çiğköfte ile gecenin sonuna doğru ikram edilen künefe, şıllık, halbur hurması, peynir helvası, baklava, küncülü akıt, palıza, şire gibi tatlılar sayılabilir (Kırmızı, 2022, s.134). İkram faslı bittikten sonra sıra sahibinden izin istenir ve grup üyeleri dağılır.
DAĞ YATISI
Dağ yatısı veya yatıya gitmek; bahar ve yaz aylarında ibadet, müzik, sohbet, eğlence vb. amaçlarla şehrin güneybatısındaki mağaralara gidip zaman geçirmeyi ifade etmek için kullanılmaktadır. Sıra gecelerinin mevsimsel olarak ekimde başlayıp nisanda bitmesiyle dağ yatısı sezonu başlar. Geçmişte haftalarca devam ettiği bilinen yatılar, günümüzde cumartesi ikindiden başlayıp pazar akşamına kadar süren bir zaman dilimini kapsamaktadır. Dağ yatılarının mekânı genellikle şehrin güneybatısında kalan mağaralardır. Bu mağaralar geçmişte de dağ yatısı için kullanıldığı gibi zamanla hayvancılık için de kullanılmıştır. Günümüzde yatı grupları Milli Emlak Müdürlüğü’nden kiraladıkları bu mağaraların tefrişatını yapıp kullanmaktadır. Dağ yatısına katılan kişiler meslek ve meşrep itibarı ile birbirine yakın erkeklerden oluşmaktadır. Grup üyeleri geçmişte çulcular, keçeciler, bakırcılar, kunduracılar gibi esnaflardan oluşmaktaydı. Esnafların yanı sıra aynı mahallede oturan ve “takım” olarak adlandırılan mahalle arkadaşlarının da oluşturduğu gruplar mevcuttu: Tenekeci Mahmut’un takımı, Halil Hafız’ın takımı, Boze’nin Oğlu Ahmet’in takımı gibi. Grup veya takımlar 5-10 kişiden oluşmaktaydı. Zaman zaman görgü öğrenmesi ve hizmet etmesi için çocukların götürüldüğü dağ yatıları da vardı. Yatı grubunu yöneten ve çadırın direği mesabesinde kabul edilen bir başkanı vardır. (Öger ve Kırmızı, 2024, s. 44-47).

Günümüzdeki dağ yatılarının işleyişi grup üyelerinin ilgi, yetenek ve amaçlarına göre şekillenmektedir. Müziğin yanında dinî, siyasî, ilmî veya güncel bir konuda davet edilen misafirin sohbetiyle şekillenen yatılar da vardır. Dağ yatılarındaki işleyişin önemli iki unsuru müzik ve ikramdır. Dağ yatılarında grup üyelerinden en az birkaçı müzikle haşır neşir olan kişilerden oluşur. Bağlama, cümbüş, kanun, ud, keman, darbuka gibi enstrümanlar müziğin icrasında kullanılan enstrümanlardır. Geçmişte yatı grupları arasında birbirini mat etme, heyecan ve neşe yaratma gayesiyle hoyrat atışması yapılırdı. Dağda, coğrafyanın oluşturduğu akustikle heyecana gelen bir grup üyesi bir hoyrat okur, diğer mağarada bulunan gruptan birisinin de buna cevap vermesi beklenir. Fakat cevap edebî olmalı, konu bakımından benzerlik göstermeli ve cinas içermelidir (Öger ve Kırmızı, 2024, s. 46-47).
Geçmişte gidilen yatılar uzun süreli olduğundan farklı yemekler yapılmaktaydı. Bunlardan vazgeçilmez olanı kelle yapımı idi. Hatta yatı grupları arasında -muziplik olsun diye- diğer grupların pişirdiği kelleler çalınıp yenir, yemeği çalınan grup da mahcubiyetten bunu dillendirmezdi. Günümüzde ise yatı gruplarında yemek olarak genellikle kebap çeşitleri yapılmakta, yatı yerine yakın bir fırına tepsi gönderilmekte veya fırın tepsisi yaptırılıp dağa götürülmektedir. Tatlı olarak da baklava veya peynirli kadayıf yatı yerine getirilmektedir (Öger ve Kırmızı, 2024, s. 47).
Dağ yatılarının en önemli misyonu sosyalleşmedir. Bunun yanı sıra yatıların eğlenme, hoşça vakit geçirme, geleneksel kültürün gelecek kuşaklara aktarımı, müzik eğitiminin informal bir şekilde gerçekleşmesi gibi çeşitli işlevleri yerine getirdiği söylenebilir.

SAHANİYE
“Sahaniye”, Urfa’ya özgü esnaf ve arkadaş grupları arasında bir toplantı ve eğlence biçimidir. Genelde orta yaş grubundaki arkadaşlar arasında yapılır. Kaç kişi arasında olacağına dair kesin bir kural yoktur. Sahaniye gezecek arkadaşların çok samimi ve akran olması gerekir. Sahaniye gezmeleri genelde kış aylarında, özellikle Ramazan ayında olur. Oluşturulan arkadaş grupları, bir oda kiralayarak veya her birinin evinde sırayla birer gece toplanırlar. Sahaniye toplantıları üst üste her gece olabileceği gibi, gün aşırı veya haftada iki üç gece de yapılabilir (Kürkçüoğlu, 2019, s. 560).
Sahaniyede genel kural, herkesin evde pişirilen yemekten toplanılacak yere getirmesidir. Arkadaş grubu 8 kişiyse, o gece sofraya 8 çeşit yemek konulmuş olur. Sahaniyede bazen yemekler ve tatlılar, arkadaşlar arasında taksim edilir. Bazen de grubun yarısı bir gece, yarısı başka bir gece yemek getirir. Sahaniyede ev sahibi misafir ayrımı yoktur. Herkes ev sahibi gibi hizmet eder, sofrayı hazırlar. Çiğköfte yapılacak ise köfteyi en iyi yoğurabilen yoğurur. Yemek sonrası çaylar içilirken sohbet edilir. Bu gecelerde müzik de icra edilir. Daha sonra evde yapılmış mahalli tatlılar yenir. Bu toplanmalarda çarşıdan hazır yemek ve tatlı getirilmez. (Kürkçüoğlu, 2014, s. 36).
HAREFENE
“Harefene” (harifane), Farsça bir kelime olup arkadaş toplantılarında yapılan yemek masrafının bölüşülmesi anlamına gelmektedir. Harefene, akran ve samimi arkadaşlar arasında olur. Arkadaş grupları arasında toplu verilen yemeklerde mali durumu yetersiz olan ve yemek masrafının tamamını karşılaması mümkün olmayan arkadaşlar düşünülerek geliştirilmiş bir gelenektir. Bu ismin, “arifâne” sözcüğünden geldiği de söylenir. Harefene olarak yapılan yemeğin tüm masraflarını bir veya iki kişi karşılar. Sonra yemeğe katılanlar tarafından masraf bölüşülür ve toplanan para masrafı yapan kişilere verilir. Harefene, gündüz yemeklerinde olabileceği gibi, odalarda veya evlerde gece oturmalarında da olur. (Kürkçüoğlu, 2014, s.36).

ODA GELENEĞİ
Şanlıurfa’da “oda geleneği” şehirlerimizde sosyal, ekonomik, ticari, sınai ve sair sosyo-kültürel ihtiyaçların yönlendirme ve zorlamaları sonucunda ortaya çıkmış bir olgudur. Oda bir mekânı anlatmanın ötesinde, mekânda gözlenen eylem ve işlevlerin tümünün adıdır. İnsanımızın hayatının bir parçası olarak ve önceliklerinin önünde tuttuğu evleri gibi ve ev denilen bu canlı mekânın çekirdeğini oluşturan buluşma, konuşma, yeme içme, dinlenme, eğleşme ve eğlenme ortamıdır (Duru, 2012, s.310).
Urfa şehir merkezinde erkeklerin oluşturduğu oda geleneği, sıra gecesini de bünyesinde barındıran ve köklerini Ahi teşkilatından alan, erkeklerin sosyal ağlarını inşa ettikleri sosyal bir yapı olarak görülebilir. Arkadaş grupları, şehirde rastgele ortamlarda buluşmak ve vakit geçirmek yerine bir oda kurarak ekonomik, rahat, güvenli ve huzurlu bir ortamda toplanmayı tercih etmektedirler. Oda toplanmaları, sıra gecelerine çok benzer. Esnaf veya arkadaş grupları, oda toplanmaları için avlulu bir ev veya bir daire kiralarlar veya satın alırlar. Evin sergisi için gerekli eşyalar çarşıdan ortaklaşa satın alınır veya gruptakiler evlerinde fazla olan eşyalardan getirir. Odada işleri yapacak, etrafı temizleyecek bir adam çalıştırıldığı da olur. Odanın bütün giderleri ise ortaklaşa karşılanır. Geçerli bir neden olmaksızın oda toplanmalarına devamsızlık hoş karşılanmamaktadır. Oda toplanmasına iki seferden fazla katılmayan, belirlenen saatten geç gelen ya da yemek sırasını yaparken önceden kararlaştırılmış olan ikram çeşidinden fazlasını yapan üyelere oda başkanı tarafından ceza verilebilmektedir. Ceza gelirleri oda kasasında biriktirilir. Bazı odalarda üyelerin kararlaştırdığı aidat da toplanmaktadır. Toplanan paralar odanın ihtiyaçlarına veya yılsonunda bir gezi için kullanılabilmekte ya da hayır için bağışlanabilmektedir. (Kürkçüoğlu, 2019, s.14).
Odada genelde haftada iki gece veya her gece oturulur. Odaya belirlenen bir saatte gelinir. Kış aylarında cumartesi öğleden sonra ve pazar günleri de oturulduğu olur. Odada hizmet gören kişi varsa, önceden gelip temizliği yapar, mangalı ya da sobayı yakıp odayı ısıtır, acı kahveyi hazırlar, nargile içenlerin nargilelerini hazırlar. Odalarda ikramların ve masraflarının nasıl karşılanacağı sene başında belirlenir. İkram hazırlığı, üyeler arasında genellikle sıra ile yapılır. Sıra kendisinde olan üye, şevkle ve içtenlikle belirlenen yiyecek, tatlı, çay ve kahveyi toplantı öncesinde hazırlar. İkramlar, her hafta sırası gelen kişinin karşılaması şeklinde olabileceği gibi, malzemeler sırası gelen kişi tarafından alınıp hazırlanarak harefene adı verilen ve maliyetlerin eşit paylaşımına dayanan uygulama yoluyla da paylaşılır. Bazen de sahaniye olarak adlandırılan ve her üyenin evden getirdiği yiyecekleri sofraya koyduğu ve bu yiyeceklerin tüketildiği şekilde de olmaktadır. Bu tarz bir uygulamada sıra mantığı görülmemektedir. Hazır yiyecekler pek tercih edilmemektedir. İkramların israftan uzak, mütevazı ve gösterişten uzak olması kuralına uyulur. Genel olarak odalar sohbet, yardımlaşma ve paylaşım ortamlarıdır. Müzikle ilgili üyelerin bulunduğu odalarda gecenin bir bölümünde müzik icra edilerek Urfa’nın geleneksel müzik kültürü de birçok odada yaşatılmaktadır. Müziğe meraklı olanların işi ustalarından öğrendikleri odalar ve sıra geceleri sayesinde geleneksel müzik yaşatılıp günümüze aktarılmaktadır (Kürkçüoğlu, 2019, s. 15).
Kırsal bölgelerdeki oda geleneği şehirdeki oda geleneğinden oluşum dinamikleri, müdavimler ve yapısı bakımından büyük bir farklılık arz eder. Oda diye tabir edilen mekânlar genelde o köyün varlıklı ve ileri gelen biri tarafından tahsis edilen, eve bitişik inşa edilmesine rağmen farklı bir kapıdan girilen böylece mahremle irtibatı koparılan özerk mekânlardır. Günün her saati ziyaretçi almakla birlikte genelde akşam yemeğinden sonra köy, tarım, hayvancılık veya başka konuları değerlendirip sohbet amacıyla gidilen bu odalardaki en önemli ikram kahve ve çaydır. İkramlarla ilgili her türden eşya ve malzeme odaya bitişik bir şekilde inşa edilmiş küçük mutfakta bulundurulur. Köylerdeki oda geleneğinde müzik icrası pek görülmez. Çay ve kahvenin yanında bazen çiğköfte de yapılabilir. Köy odaları gün içerisinde seyyar satıcı, köye gelen yabancı ve oda sahibinin akrabalarının uğrak yeridir. Bu odaların en temel işlevi günün değerlendirmesini yaparak sohbet edip sosyalleşme ve kişiye bir gruba aidiyet duygusu yaşatmasıdır.
BAĞ-BAHÇE GEZMELERİ
Urfa’da bağ bahçe gezmelerine ailece gidilmesin yanı sıra, yalnız erkek esnaf grupları ve arkadaş grupları ile bahar ve yaz aylarında hafta sonları gidilir. Direkli, Devteşti, Cavsak Suyu, Zeytinlik, Halepli Bahçesi, Külaflı, Karaköprü, Gölpınar, Hamurkesen, Culap Çayı bölgelerinde yer alan bağ ve bahçeler en çok gidilen yerlerdir. Gidilen bahçelerde gün boyu sohbetler, müzik fasılları ve yemekler yapılır. (Kürkçüoğlu, 2014, s. 37).
Şehrin etrafındaki bağlarda ise üzüm mevsimi gelince “bağmancılar” (geçimini bağ ve bahçecilikle sağlayan kişiler) bağa çıkarlar. Bağlarda ağıllar açılır, sekiler kurulur; üzümler kesilir, kazanlar kaynar, şerbetler kaynatılır, şireler ve pekmezler yapılır. Küfelerle üzümler, şireler ve yapılan pekmezler kışlık zahire olarak veya satılmak üzere şehre taşınır. Bahçelerde ise baharda ve yazın sebzeler yetiştirilir. Özellikle salçalık Urfa domatesi ve Urfa İsotu (biberi) bu bahçelerde yetişir. Biberler taze olarak veya kurutularak pul biber (kuru isot) olarak yörede çok kullanılır (Kürkçüoğlu, 2019, s. 562).
KAYNAKÇA
Akbıyık, A. (2002). “Şanlıurfa’da Sıra Gecesi Geleneği”, Şanlıurfa Uygarlığın Doğduğu Şehir içinde, (Ed. Kürkçüoğlu, C., Akalın, M. vd.), ŞURKAV Yayınları-27.
Akbıyık, A. (2006). Şanlıurfa Sıra Gecesi, Elif Matbaası.
Aslan, E. (2014). Ahi Örgütlerinden Urfa Sıra Gecesine Uzanan Bir Kültür Geleneği, Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C.1, S.1, 5-15.
Duru, Y. (2015). İktisadi ve Ticari Hayatın Şekillendirdiği Odalar ve Oda Geleneği, Halk Kültüründe İktisat ve Ticaret Sempozyumu (27-28 Nisan 2012) Bildiri Kitabı içinde, Motif Vakfı Yayınları.
Kırmızı, Ö. (2022). Geleneksel Sohbet Toplantılarından Sıra Geceleri, Güncel Problemler ve Çözüm Önerileri (Ed. M. Ali Hacıgökmen, H. Akdağ), Eğitimde ve Kültürde Akademik Çalışmalar I içinde, ss. 127-137, Tablet Kitabevi.
Kürkçüoğlu, S. S. (2014). Şanlıurfa’da Geleneksel Toplanma ve Buluşma Adetleri, Şanlıurfa Kültür Sanat Tarih ve Turizm Dergisi, Y.7, S. 20, ss. 35-40.
Kürkçüoğlu, S. S. (2019). Şanlıurfa’da Osmanlı’dan Günümüze Ahilik Geleneği Bağlamında Sıra Gecesi ve Toplanma Âdetleri, V. Uluslararası Ahilik Sempozyumu Bildirileri Kitabı, (03-05 Ekim 2019) (Ed. A. Gökbel vd.) Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Yayınları, ss. 541-566.
Öger A. ve Kırmızı, Ö. (2024). Şanlıurfa Yöresinde Geleneksel Bir Sohbet Toplantısı: Dağ Yatısı, Millî Folklor, s. 143, ss. 40-52.