Açık Mod
Koyu Mod
page-title

ŞANLIURFA HALK MİMARİSİ’NDE YAPI TEKNİKLERİ VE MALZEMELERİ


GİRİŞ

Bu çalışmada yerel mimari ve halk mimarisi bağlamında tarihi Şanlıurfa kentinin merkezinde bulunan Geleneksel Şanlıurfa Evleri’nin yapım teknikleri ve yapı malzemeleri incelenmiştir.

1. YEREL MİMARİ

Yerellik (locality), o yere ait olan kültürel ve çevresel verileri kapsamaktadır. Yerel mimari ise, o bölgede yaşayanların gelenek ve inançları başta olmak üzere, çevredeki mevcut malzemeler, iklim koşulları, bölgenin arazi yapısı ve konumu, sosyo-ekonomik durumları, süregelen yapım teknikleri ile şekillenir (Kuloğlu Yüksel, 2024).

Kuşaklar arasındaki kültür köprülerini oluşturan yerel mimari;

– yöreye özgü malzeme ve tekniklerle,

– yöresel yapım geleneklerini ve yerel kimliği yansıtan,

-insanlığın ortak akıl çevresinde yüzyıllık yaşam deneyimleri doğrultusunda geliştirdikleri mimari/mekânsal çözümlerin uyumlu örüntüsünü oluşturmaktadır.

Yerel mimari, uyarlanabilir veya ihtiyaç ve koşullar değiştikçe zamanla geliştirilebilir özellikler sergilemektedir (Kısa Ovalı, vd. 2016).

Halk mimarisi de benzer şekilde halkın kendisi için oluşturduğu nesnel yaşam çevresi olarak tanımlanmaktadır (URL-1).

 

1) Geleneksel Urfa (Akçarlar) Evi (Fotoğraf: S.Sabri Kürkçüoğlu)

2. ŞANLIURFA ŞEHRİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Konum

Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Şanlıurfa İli’nin, batısında Gaziantep, doğusunda Mardin, kuzeyinde Adıyaman, kuzeybatısında Diyarbakır illeri bulunmaktadır. İlin güneyinde Türkiye-Suriye sınırı uzanır.

Şanlıurfa 36°40’ve 38°02’kuzey enlemleriyle, 37°50’ve 40°12’doğu boylamları arasında yer almaktadır. Yüzölçümü 19.336 km2 olup genelde bir ova görünümündeki il merkezinin rakımı 518 m’dir (URL-2).

Yer şekilleri

Şanlıurfa şehri güneydoğu Toroslar’ın orta kısmının güney etekleri üzerindedir. Genellikle dağlık ve platolardan oluşan bir arazi yapısına sahiptir. Geniş ova ve düzlüklere sahip olan arazisinin; %60.4’ü plato, %22’si dağlık, %16.3’ü ova ve %1.3’ü yayla özelliği göstermektedir.

İlin kuzeyinde yer alan dağlar ve yüksek tepeler genellikle güneye doğru gittikçe alçalır. Sıra tepeler oldukça yaygın olup bunların arasında ovalar bulunmaktadır. Büyük ovalar Şanlıurfa’nın güneyinde yer almaktadır. Batıdan doğuya doğru sıralanan Suruç, Harran, Viranşehir ve Ceylanpınar ovaları bulunmaktadır (AFAD, 2021).

İlin batı sınırını oluşturan Fırat nehri en önemli akarsuyudur. Fırat nehri dışında Şanlıurfa’da bulunan akarsular Cullap ve Habur sularıdır. İlin yüzey şekilleri sade bir yapıdadır (AFAD, 2021).

Güneydoğu Anadolu Toros Dağlarının güneyinde kalan Güneydoğu Anadolu Bölgesi kuzeyden güneye doğru az eğimli olup ana yer şekillerinden platolar geniş yer kaplar. Karacadağ Şanlıurfa’nın en yüksek noktasıdır. Siverek ilçesi ve Diyarbakır sınırı arasında yer alan Karacadağ 1938 metre yükseltiye sahiptir. Sönmüş bir yanardağ olan Karacadağ’ın yapısı bazalttır. Karacağ’dan püsküren lavlar çok geniş bir alana yayılmıştır (AFAD, 2021).

Bölge kendi içinde yukarı Dicle ve Orta Fırat bölümleri olarak ikiye ayrılır. Şanlıurfa ili Yukarı Dicle Bölümüne göre daha batıda olan Orta Fırat bölümünün doğusunda yer almaktadır (Güzel, 2020).

GAP kapsamında yapılan ülkemizin en büyük baraj gölü olan Atatürk Baraj Gölü Şanlıurfa il sınırlarındadır.

Jeolojik Özellikler

Levha tektoniği açısından bölge Arap Plakası ile Ege-Anadolu Plakasının bir düğüm noktasıdır. Anadolu’nun Güneydoğu parçası Arap Plakasının bir devamı olup, Afrika ve Arap Plakasının bir devamı olarak Afrika ve Arap Plakası kuzeye doğru hareket etmektedir (Güzel, 2020).

Şanlıurfa ilinde bulunan kireçtaşları, Eosen-Oligosen-Alt Miyosen yaşlı Midyat grubu içerisinde yer almaktadır. Midyat grubu ile temsil edilen kireçtaşları, Fırat ve Gaziantep üyelerinden meydana gelmektedir. Şanlıurfa ilinde bulunan kireçtaşları, Fırat ve Gaziantep üyelerinden meydana gelmiş olan bej pembe, krem renkli, kristalize ve orta-kalın tabakalı özelliklere sahiptir (Turgut, vd. 2006).

İklim ve Bitki Örtüsü

Şanlıurfa ilinde kara iklimi hakimdir. Yazlar uzun ve çok sıcak, kışlar soğuk geçer. Yaz ile kış, gündüz ile gece arasında sıcaklık farkı fazladır. Nem oranı düşüktür. Senelik yağış ortalaması 331mm ile 473 mm arasında değişir. 1923-2023 yılları arasında ortalama en düşük sıcaklık ocak ve şubat aylarında 2,5 °C, ortalama en yüksek sıcaklık temmuz ve ağustos aylarında 38,6 °C olarak verilmiştir (URL-3).

Şanlıurfa’da hakim rüzgarlar kuzeybatıdan esen karayel ve batıdan esen günbatısıdır.

Bitki örtüsü steptir. Ormanlık alanı çok azdır. Şanlıurfa’da bitki örtüsü topraklarının %60’ı ekili ve dikili alanlardan ve %38’i çayır ve meralardan meydana gelmektedir. Ormanlık ve fundalık sahası çok az olup, %0.6’dır. İl toprakları bozkır görünümündedir (URL-4).

3. GELENEKSEL ŞANLIURFA MERKEZ EVLERİ’NİN YAPISAL ÖZELLİKLERİ

Urfa merkezde geleneksel kent dokusunu oluşturan hakim unsur yöreye ait kalker taşından yapılmış mimaridir. Urfa evleri, düzgün bir topografya üzerine yerleşmiştir. Mimari yerleşme açısından da, bitişik ve bazen iç içe girmiş karmaşık düzende bir yerleşme görülmektedir (Akkoyunlu, 1988). Şehirdeki hem kale, sur, cami, türbe, medrese, han, hamam, köprü, çeşme gibi tarihi yapıların, hem de geleneksel Urfa Evleri’nin ana yapı malzemesi doğal taştır.

2) Şanlıurfa’da sokağa bakan cumbalar, geride kabaltı örneği. (M.Büyükkırcalı)

Mimari Özellikleri

İklimsel koşullarla şekillenen ve binlerce yıldan gelen yapı geleneği ile bir avlu ve onun etrafında sıralanan mekânlardan oluşan Şanlıurfa evleri, yüksek duvarlarla sokaktan ayrılırlar (Fotoğraf: 1). Yüksek avlu duvarlarının ardında kendi özelleşmiş dünyalarını oluştururlar. Şanlıurfa evlerinde mahremiyet üst düzeyde önem arz eder, aile yaşantısı ile dışarı yaşantısını ayırmak için evler haremlik ve selâmlık olarak düzenlenmiştir. Haremlik ve selâmlık arasında, haremlik kısmının mahremiyetini bozmayacak şekilde zemin katta geçiş vardır.

Develik, tandırlık (mutfak), tuvalet gibi servis mekanları zemin kattadır. Ailelerin hem gündüz oturmak ve gece yatmak için kullandıkları odaların büyük kısmı da birinci katta yer alır.

Sıcak kuru iklim özelliğinden doğan, tüm Mezopotamya’da görülen bir mimari eleman olan eyvanlar, yarı açık mekanlardır. Eyvan sayısı (1, 2,3 veya 4) ve yönelimi (yazlık, kışlık eyvan) yapının tipolojisini etkiler (Fotoğraf: 2).

3) Hacı Bekir Pabuçcu Evi Eyvan ön görünüş (Şanlıurfa KVKBK Arşivi).

4) Hacı Hafızlar Evi, Avlu, Eyvanlar perspektif görünüş (Şanlıurfa KVKBK Arşivi).

Mimari; yarım kotların kullanımı, avluya bakan eyvanlar, odalarda ve avluya bakan cephelerdeki taş süslemeler, dam, merdivenler, taş konsol gezenekler, korkuluk, havuz, çiçeklik, kuyu, su yolları ve bunlar gibi öğelerle mekânsal, sanatsal ve işlevsel olarak zenginlik kazanır. Mülk sahibinin ekonomik durumuna göre oda sayısı, eyvan sayısı, süslemeler ve mimari detaylar artar (Fotoğraf: 3).

Yapım Tekniği

Geleneksel Şanlıurfa Evleri yörede bulunan taş ocaklarından çıkarılan kalker taşı ile yığma-kargir taşıyıcı sistem olarak inşa edilmiştir.

5) Restorasyon sırasında duvar kesiti Çetingil Evi, 2017. (Seydi Yüzgül).

6) Zerzembe çapraz tonoz. Teserra Butik Otel (ŞKVKBK Arşivi).

Yörede yüzyıllardır süregelen mevcut yapım tekniğinin devamı olarak, ‘sandık tipi duvar’ olarak da adlandırılan çift cidarlı (yüzeyli) duvar yapım tekniği kullanılmıştır (Fotoğraf: 4). Bu teknikte ortası moloztaş, iki yandan dışı kesme taş olarak uygulama yapılır. Kesme taşın iç yüzeyi yani moloz taşa bakan yüzeyi özgün örneklerde düzeltilmez.

Duvarlar

Yığma sistemle çift cidarlı olarak inşa edilen Şanlıurfa evlerinin taşıyıcı duvarları, her iki yüzde 15-20 cm. kalınlıkta kesme taş (nahit taş) ve aralarında 30–40 cm’lik boşluk moloz taş ‘hampara’ ile doldurularak oluşturulmaktadır (Yüzgül, 2019).

Duvarlar hem sağlamlık, hem de ısı geçişlerini azaltmak için kalın tutulmuştur. Duvar kalınlıkları 70–100 cm arasında değişmektedir. Üst katlarda duvar kalınlığı 50-60 cm’e düşmektedir. Taşların birbirine değen yan yüzlerinde oluk açılmakta ve bu oluktan şerbet verilmektedir.

Taşlar arasındaki derzlerde ise bağlayıcı harç olarak, küfeki taşı tozu, kireç ve su karışımından elde edilen “kül kireç” kullanılmaktadır. Taş duvar örgüsünde bir dizi taşın meydana getirdiği ölçüye ‘kor’ denilmektedir. Duvarların üzeri sıvasızdır. Sadece bazı odaların içi ve tavanı kendir sıvalıdır. Bu sıva, kendir lifi, kireç, kül ve su karışımından elde edilmektedir. Yatay derzler arası harcın kalınlığının 2 cm olarak standartlaştığı tespit edilmiştir. ‘Kül kireç’ denilen bağlayıcı harcın kalınlığı 1 cm.’dir (Akkoyunlu,1988).

Nadir de olsa iç mekânda; ahşap çıtalı, üzeri sıvalı bağdadi teknikle yapılmış duvarlara rastlanmaktadır.

Temeller

Yığma sistemde duvarları ve taşıyıcı ayakları takip eden temeller; kireç taşına göre suya karşı daha dirençli, mukavemeti daha yüksek olan bazalt taşı ile ya da taş ocaklarının yüzeye yakın kısmından elde edilen karbonatlaşarak sertleşmiş kireç taşlarından yapılmıştır.

Üst örtü

‘Zerzembe’ olarak adlandırılan bodrum kat ve zemin katta üst örtü sistemi olarak beşik ve/veya çapraz tonoz kullanılmıştır.

Üst katlarda ahşap mertekli düz dam örtü sistemi kullanılmıştır. Üst kat odalarının tavanlarında ahşap çıtalı tavan, tekne tavan, zengin kalem işi süsleme ve bezemeleri olan bağdadi tavan, kumaş kaplı tavan örnekleri vardır. (Fotoğraf: 6)

Açıklıklar

Kapı, pencere, niş duvar açıklıkları ve odalar arası geçişler tam/sivri/basık kemer, düz kemer, taş lento veya ahşap mertek ile sağlanmıştır.

Düşey Sirkülasyon

Merdiven ve merdivenin devamında üst katlardaki odalara giriş sağlayan üstü açık sirkülayon elemanı olan ‘gezenekler’ çoğunlukla duvara saplanarak taşınan 120cm’lik tekparça taş konsol ile ya da duvara doğrudan oturtularak taşıtılan taş örgü ile inşa edilmişlerdir (Fotoğraf: 7).

7) Hacı Bekir Pabuçcu Evi, oda tavanı, bağdadi tavan üzerine kalemişi süslemeler (Şanlıurfa KVKBK Arşivi).

4. YAPI MALZEMELERİ

Geleneksel Şanlıurfa Evleri’nin ana yapı malzemesi taştır. Yardımcı yapı malzemesi olarak ahşap, demir, çinko ve saç kullanılmıştır. Düz damlarda toprak-kil malzeme çatı stabilizasyonunda kullanılmıştır. Sonraki dönemlerde ahşap kırma çatının yapılarda yer almasıyla pişmiş toprak-kiremit malzeme de yapılarda kullanılmıştır.

Doğal taş yapı malzemesi

Yeryüzü kayaçlardan oluşmaktadır. Şanlıurfa ve çevresinde de bol miktarda sedimenter bir kayaç olan kireçtaşı bulunmaktadır. Kireçtaşı esas olarak mineral kalsit formunda kalsiyum karbonattan (CaCO3) oluşan sedimenter bir taştır. Şanlıurfa ilinde bulunan kireçtaşları, Eosen-Oligosen-Alt Miyosen yaşlı Midyat grubu içerisinde yer almaktadır. Midyat grubu ile temsil edilen kireçtaşları, Fırat ve Gaziantep üyelerinden meydana gelmiş olan bej pembe, krem renkli, kristalize ve orta kalın tabakalı özelliklere sahiptir. (Turgut, vd. 2006).

Yöreden çıkan kalker taş; Urfa taşı, havara taşı veya nahit taşı olarak da bilinmektedir. Yörenin sert iklim koşulları göz önüne alındığında ısı yalıtım değeri yüksek olan kalker taşının kullanımı, iç mekân konfor koşullarının oluşmasında büyük avantaj sağlamıştır (Karaçizmeli, 2011).

Taş Ocakları

M.Ö. 10 binlere tarihlenen Göbeklitepe’den günümüze, Şanlıurfa bölgesinde mevcut olan “doğal taş” yapı malzemesi olarak kullanılmıştır. Antik dönemde kullanıldığı bilinen taş ocaklarından biri Harran’a yakın Tek Tek Dağları’ndaki tescilli “Bazda Mağaraları”dır. (Fotoğraf: 8).

8) Pınarbaşı Konağı, revaklar, gezenek ve merdiven ön görünüş (Şanlıurfa KVKBK Arşivi).

Şanlıurfa Merkez’deki geleneksel sivil mimaride kullanılan taşlar önceleri Urfa Kalesi’nin güneybatısındaki dağlardan elde edilmiştir. Taşlar çıkarıldıkça buralarda zamanla büyük mağaralar oluşmuştur. Dağın bir yamacının delinerek diğer yamacından çıkılan taş ocakları (Delikli Mağara) yanında, uzunluğu 50-75 m, eni 25-30 metreyi bulan büyük taş ocaklarına; Kanlı Mağara Deresi, Kasarcı Deresi ve Ehber Deresi’nde yoğun bir şekilde rastlanmaktadır. Halk arasında yaygın bir efsanesi olan Kanlı Mağara ile yüzyıllardan beri mesire yeri olarak kullanılan Şakşak, İpek, Direkli, Nalbant Harabası, Göncü Mağarası, Ceylan Mağarası, Şekerli Mağara, Savuh Mağara, Ağaçlı Mağara, Dede’nin Sarnıcı Mağarası, Hacı Abbas’ın Mağarası, Develik Mağarası, Hacı Kamiller’in Mağarası, Dip Karlık Mağarası ve daha isimsiz yüzlerce mağara bölgedeki önemli taş ocakları arasında yer almaktadır. Taş ocaklarının hakim olduğu bu bölgede yapılan araştırmalarda taşçı arabalarının kayalıklar üzerinde açmış oldukları derin teker izlerinin meydana getirdiği antik yollara rastlanılmıştır (Turgut, vd., 2016).

“Geleneksel Urfa Evleri”nin yapımında kullanılan taşlar, Urfa’nın 5 km batısındaki taş ocaklarından “Akabe”den alınmıştır. (Akkoyunlu,1988). Günümüzde Akçakale yolu ve Gaziantep yolu üzerindeki Evren Sanayi Bölgesi’nde bulunan taş ocaklardan taş çıkarılmaktadır (Gayberi, 2019).

Şanlıurfa’da taş her mevsim ocaktan çıkarılıp işlenebilir. Urfa’da taşın ocaktan çıkarılması sırasında klasik yöntem olan, oluk (kama) açma, delik delme ve çatlatma denilen yöntemlerle parçalar halinde kesilir. Kireç taşı bloklar, ana kayadan, oyularak açılan kanalların takozlarla dövülmesiyle ayrılır (Gayberi, 2019).

Ana kayadan ayrılan blok taşlar ocakta çekiçle kabası alınıp şekil verildikten sonra kütük taş olarak yük hayvanlarının sırtında veya taşçı arabalarıyla inşaat alanına taşınırdı. İnşaat alanında tarak ile taşın her tarafı işlenip gönyeye alınırdı. Eskiden ocaktan çıkarılan taşlar el ile tarak aleti yardımıyla düzeltilirdi. Bu esnada taşta damar ya da çatlak varsa taş işlenirken açılırdı. Böylece taşlardaki çatlakların erkenden farkına varılıp sonradan yapıda oluşabilecek çatlamaların önüne geçilirdi (Gayberi, 2019).

Taşı ocaktan çıkaranlara ‘taşçılar’, gelen taşları işleyenlere ‘yonucular’, işlenmiş taşla binayı inşa edenlere ‘yapıcılar’ denilmektedir (Akkoyunlu,1988).

9) Bazda Mağaraları (F. Ş. Kuloğlu Yüksel).

Yörede bulunan kireçtaşları ocaktan çıktığında yumuşaktır. Zamanla havayla temas ettikçe sertleşir, mukavemet kazanır, rengi koyulaşır. Yapılarda kullanılacak olan kireçtaşları geleneksel yöntemlerde, yani disk testere yardımıyla ocaklardan kolay bir şekilde çıkarılmaktadır. El ile kolay bir şekilde işlenebilir. Süsleme-bezeme yapmak için elverişlidir. (Kuloğlu Yüksel, 2024).

10) Hacı Bekir Pabuçcu Evi, eyvandaki taş kemerle geçilen badgir (rüzgar 
yakalayıcı) ve nişler.(Şanlıurfa KVKBK Arşivi)

Ocaktan çıkan taşa ‘ham taş’ denmektedir. Bu taş beyaz küfeki taşıdır. Bu taşa halk dilinde ‘havara taşı’ denmektedir. İşlenmeye çok elverişli yumuşak bir taştır, ocaktan çıkarıldıktan sonra doğanın etkisi ile sertleşmektedir. Sıcak iklim şartlarına karşı izolasyonu sağlar (Akkoyunlu,1988).

11) Hacı Bekir Pabuçcu Evi, taş kitabe (Şanlıurfa KVKBK Arşivi).

Kalker taş yapıda taşıyıcı, süsleme elemanı ve harç içinde taş tozu olarak kullanılmıştır. Taşıyıcı olarak blok taş şeklinde duvar yapımında, tonoz, kubbe gibi örtü sistemi olarak, kemer, lento gibi açıklık geçmede ya da sütun, ayak gibi düşey taşıyıcı olarak kullanılmıştır. (Fotoğraf: 9).

Cephelerde yer alan taş süslemeler, bezeme, kitabe röliyef, vb şekilde kullanılmıştır (Fotoğraf: 10).

Harç karılırken kırılıp elenerek harç içine konulan taş tozları da sıva ve harç yapımında kullanılmıştır.

Yine yörede çıkan gri-antrasit renkli bazalt taşı sokakların zemin döşemesinde, kuyularda, temellerde, duvarların zemine yakın olan alt kotlarında kullanılmıştır. (Fotoğraf: 11).

12) Kabaltılı bir Şanlıurfa sokağı, zeminde bazalt taş kullanılmış 
(M.Büyükkırcalı)

Ahşap

Geleneksel Urfa evlerinde, taştan sonra en fazla kullanılan yapı malzemesi ahşaptır (Akkoyunlu,1988). Üst katlardaki odaların üst örtüsünde ahşap, mertek olarak sıklıkla kullanılmıştır (Fotoğraf: 12). Başodalarda ve bazı odalarda, çıtalı tavan, tekne tavan, bağdadi tavan gibi özel tavan tasarımları yapılmış, üzerleri kalem işi bezemeler, kumaş, ahşap vb süslemelerle donatılmıştır. Tavan kaplaması ve süslemesi olarak ahşap çıtalar ve ahşap kaplama tahtaları, bitirme ve süsleme elemanı olarak kullanılmıştır. Ayrıca pencere, kapı ve niş gibi duvar açıklıklarında yine ahşap mertek ve ahşap tahta olarak kullanılmıştır (Fotoğaf: 13). Bazı yerlerde gezeneklere üst örtü ve saçak oluşturmak amacıyla kullanılmıştır.

13) Ahşap mertekli üst örtü örneği (Şeyda Gayberi)

Özellikle dut ağacı, kavak ağacı, meşe ve çam ağacından elde edilen ahşap malzemenin taşıyıcı olarak kullanılması tercih edilir (Gayberi, 2019).

14) Hacı Bekir Pabuçcu Evi, pencere boşluğu ahşap kaplama örneği (Şanlıurfa KVKBK Arşivi).

15) Hacı Bekir Pabuçcu Evi, odada ahşap kullanımı (KTB Şanlıurfa KVKBK Arşivi).

Avlu ve oda kapılarında kanatlarında, pencere doğramalarında, pencere kepenk ve kafeslerinde ahşap kullanılmıştır. Bazı odaların kapı kanatları ile pencere kepenkleri, genellikle meşe ve ıhlamur ağacı üzerine çeşitli bitkisel motiflerin stilize edilerek işlenmesiyle elde edilmiştir (Karaçizmeli, 2011). (Fotoğraf: 14)

Motiflerin oyma tekniğinde işlendiği bu parçalar, aralarında düz kayıtlarla birbirine bağlanmıştır (Akkoyunlu,1988).

Ahşap malzeme özellikle baş odalarda ve bazı odalarda duvar kaplaması, lambri şeklinde kullanılmıştır. Oda içlerinde nişlerde yapılan dolaplarda yine ahşap malzeme kullanılmıştır. Odalarda “gedemeç”i sınırlayan korkuluklar da ahşaptan yapılmıştır. (Fotoğraf: 15). Odaların kullanım olanağını ve kalitesini arttıran ahşap detaylar, mimari çözümler ev sahibinin ekonomik durumu ve zevkine göre artmaktadır (Fotoğraf: 16).

Şanlıurfa evlerinde kullanılan, haremlik ile selamlık birimleri arasında insan geçişi olmadan yemek servisi edilmesine yardımcı olan “dönmedolap” isimli mimari eleman da ahşaptan yapılmıştır.

16) Hacı Bekir Pabuçcu Evi, odada ahşap kullanımı ve kalem işi süslemeli tavan (Şanlıurfa KVKBK Arşivi).

 

Metal

Geleneksel Şanlıurfa evlerinde kullanılan metal malzemeler; demir, çinko ve tunç olmuştur.

Kapı kilit ve sürgülerinde, anahtarlarda, kapı kulplarında, çengellerde demir malzeme kullanılmıştır.

Taşıyıcı duvarlara, taş örgüye yardımcı “demir kenetler” konsollarda, merdivenlerde, avluda bulunan süs havuzunun yapısında sıklıkla kullanılmıştır.

17) Hacı Hafızlar Evi demir korkuluk örneği (F. Ş. Kuloğlu Yüksel).

 

 

19) Döküm tunç malzemeden kapı tokmağı örneği (Şeyda Gayberi).

Merdiven ve gezeneklerin korkuluklarında kullanılan demir malzeme avluya zarafet katmıştır. Pencere şebekelerinde yine çoğunlukla geçmeli olarak yapılmış demir korkuluklar bulunmaktadır. Korkuluklarda ve şebekelerde ‘S’ formunun değişik kombinasyonları kullanılmıştır.,

‘Tutya’ olarak adlandırılan çinko levha şeklindeki malzeme, 20. yüzyıldan sonra, geç dönemde geleneksel yapılarda çatı örtüsünde (Fotoğraf: 17) ve avlu kapılarının dış yüzeyinde kaplama malzemesi olarak kullanılmıştır. (Akkoyunlu, 1988). O dönemde, metal malzeme kullanımı yapıyı korumak için pratik bir çözüm olarak görülmüştür (Fotoğraf: 18).

Kapı tokmaklarında zarif tasarımlarıyla tunç malzemenin döküm olarak kullanımına rastlanmaktadır (Fotoğraf: 18).

Toprak Esaslı Malzemeler

Geleneksel Şanlıurfa Evlerinin düz damları genellikle kil, kum ve toprak karışımı ile kaplanmış ve sıkıştırma amaçlı log taşı ile sık sık loglanmıştır. Böylece suya karşı yapının korunması sağlanmıştır.

Pişmiş toprak malzeme olarak alaturka kiremit daha geç dönemde ahşap taşıyıcılı çatıların üzerinde örtü malzemesi olarak kullanmıştır (Fotoğraf: 19).

19) Küçük Hacı Mustafa Kamiloğlu Konağı, ahşap konstrüksiyonlu çatı ve üzerindeki kiremit örtü (Şanlıurfa KVKBK Arşivi).

5. DEĞERLENDİRME

Bölgede mevcut olan ve yüzyılların yapı geleneğinden süzülerek gelen yerel mimariyi oluşturan en önemli unsurlardan biri olan yerel malzeme, iklimsel şartlara uygun tasarımla Gelenek Şanlıurfa Evleri’nde şekillenmiştir.

Yörede bolca bulunan kalker taşının oluşturduğu karakteristik doku yerel mimariye ve kente damgasını vurmuştur. Kent tüm dokusu ile birlikte topografyanın bir parçası olmuştur. Ahşabın sıcaklığı ve konforu, daha çok kıymetli olan iç mekânlarda duvar lambri ve süslemelerinde kendini göstermiştir. Ahşap doğrama kapı ve pencerelerde, mertek olarak üst örtü taşıyıcılarda da kullanılmıştır.

Metal malzeme olanaklarından faydalanarak, korkuluklar, kapı tokmakları, kilitler vb. hem güvenlik sorunları çözülmüş hem de metalin zarafeti ve mimariyle uyumu konutlara zenginlik katmıştır.

KAYNAKÇA

AFAD. (2021). Şanlıurfa Valiliği, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, AFAD, İRAP İl Afet Risk azaltma Planı, Raporu.

Akkoyunlu, Z. (1988). Geleneksel Urfa Evlerinin Mimari Özellikleri. [Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi].

Gayberi, Ş. (2019). ‘Geleneksel Urfa Evlerinin Yapım Teknikleri’, [Yüksek Lisans Tezi, Dicle Üniversitesi].

Güzel, A. (2020). Şanlıurfa İli Doğal Coğrafya Özellikleri. Uluslararası Sosyal araştırmalar Dergisi, Cilt:13 sayı:71, Issn:1307-9581.

Karaçizmeli, M. (2011). Urfa İli Geleneksel Konut Yapılarının Malzeme ve Plan Tipi Farklılıklarının İklimsel Performans Açısından Değerlendirilmesi. [Yüksek Lisans Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi].

Kısa Ovalı, P. Delibaş, N. (2016). ‘Yerel Mimarinin Sürdürülebilirliği Kapsamında Kayaköy’ün Çözümlemesi’, MEGARON;11(4):515-529.

Kuban, D. (1989) Mimarlık Kavramları. Yapı Endüstri Merkezi Yayınevi.

Kuloğlu Yüksel, F. Ş. (2024). ‘Geçmişten Günümüze Urfa Taşı’nın Yerel Mimaride Kullanımı: Geleneksel Urfa Evleri’, Kültürel Miras, Kentsel Arkeoloji ve Tarihi Sürekliliğin Korunması Kitabı’, Sonçağ Yayınevi.

Kürkçüoğlu, C., Akalın, M., Kürkçüoğlu, S.S. ve Güler, S.E. (2002). ‘Şanlıurfa Uygarlığın Doğduğu Şehir’, İkinci Baskı, Şanlıurfa İli Kültür Eğitim Sanat Araştırma Vakfı Yayınları, Ankara.

Öztürk Tel, H., Sarıışık, G., Kuloğlu Yüksel, F.Ş., (2021). ‘Urfa Taşının Kent Mobilyası Tasarımında Kullanılabilirliğinin Araştırılması’, Gazi Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Dergisi, Cilt 36, Sayı 4, 2287-2300.

Turgut, P., Yeşilnacar, M. İ., Bulut, H., (2006). ‘Yapı malzemesi olarak Urfa taşı’nın mekanik, fiziksel ve teknolojik özelliklerinin tespiti’, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, Proje No: mag-104ı084, Şanlıurfa.

Yüzgül, S. (2019). ‘Urfa Bölgesi Taş İşçiliği ve Urfa Taşçılığındaki Dil ve Terminolojinin Saptanması’, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü, 9.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi-Maddi Kültür, sayfa 459-475.

Web Kaynakları

URL-1: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-80213/halk-mimarisi.html

URL-2: data.tuik.gov.tr.

URL-3: Meteoroloji Genel Müdürlüğü

URL-4: https://www.cografya.gen.tr/tr/sanliurfa/iklim. html

Sitede Ara